Veleda(A)llâhu ve-innehum lekâżibûn(e)
(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.
Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.
Bu ayet, müşriklerin Allah'a çocuk isnat etme iddialarını şiddetle reddetmekte ve bu iddiayı dile getirenleri yalancılıkla itham etmektedir. Temel kavramlar, 'doğurma' fiili ve 'yalan söyleme' eylemi etrafında yoğunlaşmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Veled (ولد) kelimesi, bir şeyin kendisinden başka bir şeyin meydana gelmesi anlamına gelir. Allah hakkında kullanıldığında, O'nun bir eşi veya benzeri olmaksızın bir varlık meydana getirmesi kastedilir ki bu, O'nun ulûhiyetine aykırıdır. Ayetteki 'veledallah' ifadesi, müşriklerin Allah'a çocuk isnat etme sapkınlığını dile getirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Arap dilinde 'veledet' (doğurdu) ifadesi, bir şeyin bir şeyden meydana gelmesi anlamında mecazi olarak da kullanılır. Ancak bu ayetteki 'veledallah' ifadesi, müşriklerin Allah'a bir çocuk isnat etme şeklindeki batıl inançlarını doğrudan ifade etmektedir. Bu, Allah'ın eşi ve benzeri olmaması gerçeğiyle çelişir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'veled' (çocuk) kavramı, Allah'ın mutlak birliği (tevhid) ilkesiyle çelişen bir inanç olarak ele alınır. Allah'ın 'doğurması' veya 'doğurulması' fikri, O'nun aşkın ve benzersiz doğasına aykırıdır. Bu ayetteki kullanım, müşriklerin Allah'ı insanlara benzetme ve O'na beşerî özellikler atfetme yanılgısını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kezib (كذب), gerçeğin aksini söylemek veya gerçeğe aykırı bir şeyi iddia etmektir. Ayetteki 'lekâzibûn' (şüphesiz yalancıdırlar) ifadesi, Allah'a çocuk isnat edenlerin bu iddialarının mutlak bir yalan olduğunu ve bu kişilerin yalan söylemekte ısrarcı olduklarını pekiştirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Kezib (كذب) kelimesi, bir haberin veya iddianın gerçekle örtüşmemesi durumunu ifade eder. Ayetteki 'lekâzibûn' ifadesi, 'lam' (ل) harfi ve ism-i fail (kâzibûn) ile pekiştirilerek, onların yalanlarının kesinliğini ve bu yalanı söyleyenlerin vasfını vurgular. Bu, Allah'ın şanına yakışmayan bir iddiayı dile getirmelerinin ne kadar büyük bir hata olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'kezib' (yalan) kavramı, genellikle Allah'a ortak koşma, O'nun ayetlerini inkâr etme ve peygamberleri yalanlama gibi büyük günahlarla ilişkilendirilir. Bu ayetteki 'lekâzibûn' ifadesi, Allah'a çocuk isnat etmenin, tevhid inancına aykırı en büyük yalanlardan biri olduğunu ve bu yalanı söyleyenlerin ahirette cezalandırılacağını ima eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.