Estafâ-lbenâti ‘alâ-lbenîn(e)
Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti?
(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş?
Bu ayet, müşriklerin Allah'a kız çocukları isnat etme inancını reddetmekte ve bu isnadın mantıksızlığını sorgulamaktadır. Dilbilimsel olarak 'ıstıfâ' (tercih etme) ve 'benât' (kızlar) ile 'benîn' (oğullar) kavramları üzerinden bu inancın temelsizliği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'safâ' kökünden türeyen 'ıstıfâ' kelimesinin, bir şeyi diğerlerinden ayırıp seçmek ve onu üstün kılmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda ise, müşriklerin Allah'a kız çocuklarını erkek çocuklarına tercih etme gibi bir isnatta bulunmalarının akıl dışılığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ıstıfâ' fiilini 'ihtiyâr' (seçmek) ve 'tahsis' (ayırmak) anlamında kullanır. Ayetteki 'Allah kızları oğullara tercih mi etti?' ifadesi, müşriklerin kendi hoşlanmadıkları kız çocuklarını Allah'a yakıştırmalarını ve Allah'ın böyle bir tercih yapmasının imkansızlığını mecazi bir dille sorgulamaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ıstıfâ' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın peygamberleri veya belirli kişileri özel bir amaç için seçmesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, kavramın olumsuz bir bağlamda, yani müşriklerin Allah'a atfettikleri yanlış bir 'seçim'i reddetmek için kullanıldığına dikkat çeker.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'benât' kelimesinin 'bint' kelimesinin çoğulu olduğunu ve kız çocuklarını ifade ettiğini belirtir. Ayette, müşriklerin kendileri için hoşlanmadıkları kız çocuklarını Allah'a isnat etmeleri eleştirilmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'bint' kelimesinin 'bünûve' (oğulluk/evlatlık) kökünden geldiğini ve kız evlatları ifade ettiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, müşriklerin kendi cinsiyet tercihlerini Allah'a atfetme yanılgısını ortaya koyar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'benât' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'oğullar' (benîn) ile birlikte zikredildiğini ve bu ikiliğin, cahiliye Araplarının kız çocuklarına karşı olumsuz tutumunu yansıttığını belirtir. Bu ayette de bu karşılaştırma üzerinden müşriklerin inançları sorgulanır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'benîn' kelimesinin 'ibn' kelimesinin çoğulu olduğunu ve erkek çocukları ifade ettiğini belirtir. Ayette, müşriklerin kendileri için tercih ettikleri erkek çocukları Allah'a layık görmeyip, hoşlanmadıkları kız çocuklarını Allah'a isnat etmeleri arasındaki çelişki vurgulanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ibn' ve 'benîn' kelimelerinin, bir şeyin aslından türeyen veya ona nispet edilen her şeyi kapsayabileceğini ancak burada açıkça erkek evlatları ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kendi cinsiyetçi yaklaşımlarını Allah'a atfetmelerinin yanlışlığına işaret edilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'benîn' kavramının cahiliye toplumunda 'kızlar' (benât) ile karşılaştırıldığında daha değerli ve arzu edilen bir statüye sahip olduğunu vurgular. Bu ayet, müşriklerin bu değer yargısını Allah'a atfetmelerinin absürtlüğünü ortaya koyar.
Sâffât Sûresi
Astafel benati alel benîn, bu âyet bize ne söylüyor diye bakmaya çalışalım. Başta bulunan istifa seçilmişlik Mustafa ya işarettir. Kızlar ve Oğullar El ben’ati ve El ben’în görüldüğü gibi iki “el” ve “ben” vardır. Kızlar ve oğullar ile de Nefsi cüz ve Aklı cüz bireysel nefis ve akla işaret vardır. Dolayısı ile bireysel benlik olmaktadır. Âyette geçen Ala (Ayn, Lam, Ye) Aliyy (Yüce) esmâsı ile Ma’nâyı İsmâil dir… İşte başta ki ma’nâyı İsmâil, Mustafa olan Resûlüllah (s.a.v.) efendimize ulaşır… Daha önce ki âyetlerde melekler yani kuvvelerin Allah’ın kızları olduğu ifade edilmiştir… Efâl mertebesine bakışın meleklerin kız oluşu ile “Nefsi cüz” kaynaklı olduğu açık olarak anlaşılmaktadır. Nefsi Küll ve Aklı Küll e ulaşılırsa bu nefsâni benlik, izâfi benlik kalkar ve burada iki ben tek ben olan Hakk’ın benliği yani İlâhi benlik olduğu anlaşılır…
Âyet sayısal değeri değerleri, 3+8+1= 11 ve 5+3= 8 dir…
(11) Hazret-i Muhammed Mertebesi, (8) Tevhid-i Efâl mertebesidir. Hz. İsmâil de Hz İbrâhîm ile bu mertebeyi ifade etmektedir.
Toplamı 11+8== 19 İnsânı-ı Kamil’in şifre sayısıdır. Kız ve oğul iki görünen “Hakîkat-i İnsâninyye” değişik yönlerinden başka bir şey değildir.
O ikisinden, Eşlerden inci olan kızları, mercan olan oğulları çıkar.[131]
İşte Biat töreninde Efendi Baba ve Sâlik’in el ele tutuşması hâlini burada görmek mümkün… Yani “el” alan sâlik Nefsi cüzü ve aklı cüzü ile Efendi Baba’nın “elini” tutmaktadir. Kız evlât olsun, Erkek evlât olsun ma’nâda İsmâil ve İstifa ve Mustafa’dır. Cenâb-ı Hakk herkese nasip olmayan bu evlâtlık ve seçilmişlik hâlini fehmetmeyi ve bu hâli asli hâli üzere muhafaza etmeyi bizlere nasip eylesin. İnşeAllah…
Ey dil bu yeter iki cihanda sana iz'ân Birdir, bir iki olmaya yok, bilmiş ol, imkân Hak söyleyecek sende, senin ortada, nen var?
Âlemde senin "ben" dediğindir sana noksan.
(Ahmed Avni Konuk, Fusus’ül Hikem Şerhinden)[132]