İçeriğe atla
Sâffât 153Cüz 23 · Sayfa 451

Sâffât Sûresi 153. Âyet

الصافات

Sohbete sor

Estafâ-lbenâti ‘alâ-lbenîn(e)

Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti?

Sâffât Sûresi

Astafel benati alel benîn, bu âyet bize ne söylüyor diye bakmaya çalışalım. Başta bulunan istifa seçilmişlik Mustafa ya işarettir. Kızlar ve Oğullar El ben’ati ve El ben’în görüldüğü gibi iki “el” ve “ben” vardır. Kızlar ve oğullar ile de Nefsi cüz ve Aklı cüz bireysel nefis ve akla işaret vardır. Dolayısı ile bireysel benlik olmaktadır. Âyette geçen Ala (Ayn, Lam, Ye) Aliyy (Yüce) esmâsı ile Ma’nâyı İsmâil dir… İşte başta ki ma’nâyı İsmâil, Mustafa olan Resûlüllah (s.a.v.) efendimize ulaşır… Daha önce ki âyetlerde melekler yani kuvvelerin Allah’ın kızları olduğu ifade edilmiştir… Efâl mertebesine bakışın meleklerin kız oluşu ile “Nefsi cüz” kaynaklı olduğu açık olarak anlaşılmaktadır. Nefsi Küll ve Aklı Küll e ulaşılırsa bu nefsâni benlik, izâfi benlik kalkar ve burada iki ben tek ben olan Hakk’ın benliği yani İlâhi benlik olduğu anlaşılır…

Âyet sayısal değeri değerleri, 3+8+1= 11 ve 5+3= 8 dir…

(11) Hazret-i Muhammed Mertebesi, (8) Tevhid-i Efâl mertebesidir. Hz. İsmâil de Hz İbrâhîm ile bu mertebeyi ifade etmektedir.

Toplamı 11+8== 19 İnsânı-ı Kamil’in şifre sayısıdır. Kız ve oğul iki görünen “Hakîkat-i İnsâninyye” değişik yönlerinden başka bir şey değildir.

O ikisinden, Eşlerden inci olan kızları, mercan olan oğulları çıkar.[131]

İşte Biat töreninde Efendi Baba ve Sâlik’in el ele tutuşması hâlini burada görmek mümkün… Yani “el” alan sâlik Nefsi cüzü ve aklı cüzü ile Efendi Baba’nın “elini” tutmaktadir. Kız evlât olsun, Erkek evlât olsun ma’nâda İsmâil ve İstifa ve Mustafa’dır. Cenâb-ı Hakk herkese nasip olmayan bu evlâtlık ve seçilmişlik hâlini fehmetmeyi ve bu hâli asli hâli üzere muhafaza etmeyi bizlere nasip eylesin. İnşeAllah…

Ey dil bu yeter iki cihanda sana iz'ân Birdir, bir iki olmaya yok, bilmiş ol, imkân Hak söyleyecek sende, senin ortada, nen var?

Âlemde senin "ben" dediğindir sana noksan.

(Ahmed Avni Konuk, Fusus’ül Hikem Şerhinden)[132]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)