Fe/tû bikitâbikum in kuntum sâdikîn(e)
Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!
O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı.
Bu ayet, müşriklerin iddialarına karşı bir meydan okuma içermektedir. 'Kitap' ve 'doğruluk' kavramları üzerinden, iddialarının temelsizliğini ve delil yoksunluğunu vurgulamaktadır. Ayet, muhataplarından iddialarını destekleyecek somut bir kanıt sunmalarını talep etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'etâ' fiilinin bir yere ulaşmak, gelmek veya bir şeyi getirmek manalarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fe'tû' emri, muhataplardan iddialarını destekleyecek bir 'kitap' (delil) getirmelerini, yani ortaya koymalarını talep etmektedir. Bu, sadece fiziki bir getirme değil, aynı zamanda bir delil sunma anlamını da içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'etâ' fiilinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. Ayetteki 'fe'tû bi-kitâbikum' ifadesi, 'delilinizi getirin, ortaya koyun' anlamında mecazi bir kullanımdır. Muhatapların iddialarının boşluğunu ortaya koymak için onlardan somut bir kanıt sunmaları istenmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kitâb' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'kitâb' ifadesi, müşriklerin iddialarını (Allah'a kızlar isnat etmeleri gibi) destekleyecek, Allah tarafından indirilmiş yazılı bir delil veya bir kanıt niteliğindedir. Onlardan böyle bir delil getirmeleri istenerek iddialarının temelsizliği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kitâb' kelimesinin 'yazmak' kökünden geldiğini ve yazılı olan her şey için kullanıldığını ifade eder. Kur'an bağlamında ise genellikle ilahi vahyi veya yazılı delili ifade eder. Ayetteki 'kitâb' kelimesi, müşriklerin iddialarını doğrulayacak, Allah katından gelmiş bir belge veya kanıt anlamındadır. Bu, onların iddialarının delilsiz olduğunu ortaya koyan bir meydan okumadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kitâb' kavramının Kur'an'da sadece 'yazılı metin' değil, aynı zamanda 'ilahi irade', 'kader' ve 'delil' gibi geniş anlamlara geldiğini vurgular. Bu ayetteki 'kitâb', müşriklerin iddialarının doğruluğunu ispatlayacak, ilahi bir onay veya delil niteliğindedir. Onlardan böyle bir 'kitap' getirmeleri istenerek, iddialarının ilahi bir temele dayanmadığına işaret edilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sıdk' kelimesinin 'doğruluk', 'gerçeklik' ve 'sözün fiile uygunluğu' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Sâdıkîn' ise doğru sözlü olanlardır. Ayetteki 'in kuntum sâdıkîn' ifadesi, eğer iddialarınızda doğruysanız, o zaman bu doğruluğunuzu ispatlayacak bir delil getirin anlamında bir şart cümlesidir. Bu, onların iddialarının yalan olduğunu ima eden bir meydan okumadır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'sıdk' kelimesinin zıddının 'kizb' (yalan) olduğunu ve 'sâdık'ın sözü ve fiili doğru olan kişi olduğunu ifade eder. Ayetteki 'sâdıkîn' kelimesi, müşriklerin Allah'a kızlar isnat etme gibi iddialarında gerçekten doğru olup olmadıklarını sorgulamaktadır. Onlardan 'kitap' getirmeleri istenerek, bu iddialarının doğruluğunu kanıtlamaları talep edilmektedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sıdk' kavramının Kur'an'da sadece sözün doğruluğunu değil, aynı zamanda inancın ve niyetin doğruluğunu da kapsadığını belirtir. Bu ayetteki 'sâdıkîn', müşriklerin iddialarının sadece sözde kalmayıp, aynı zamanda gerçek bir temele dayanıp dayanmadığını sorgulamaktadır. Onlardan 'kitap' getirmeleri talebi, bu iddialarının samimiyetini ve doğruluğunu test etme amacı taşır.
Sâffât Sûresi
Böyle bir kitaplarının olması mümün değildir. “Sâdık” tasdik edicilik hakk’ı olur. Hayal ve vehimin aslı yoktur ki tasdik edilebilsin. (Murat Derûni)