Fevâkih(u)(s) vehum mukramûn(e)
(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.
Bu ayet, cennet ehlinin nail olacağı nimetleri ve onlara gösterilecek ikramı tasvir etmektedir. Özellikle 'meyveler' ve 'ikram edilme' kavramları, cennetin maddi ve manevi güzelliklerini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fâkihe (فَاكِهَة), yenilen ve lezzet alınan her şeydir. Kur'an'da genellikle cennet nimetleri bağlamında zikredilir ve dünya meyvelerinden farklı olarak sürekli ve eksiksiz bir lezzet sunar. Bu ayetteki çoğul kullanımı (فَوَاكِهُ), cennetteki meyvelerin çeşitliliğine ve bolluğuna işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Fevâkih (فَوَاكِهُ) kelimesi, Arapların 'fâkihe' olarak adlandırdığı, yiyecek olarak tüketilen ve keyif veren ürünlerdir. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin rızıklarının bir parçası olarak sunulan, dünya meyvelerinden üstün ve kesintisiz lezzetlere sahip meyveleri ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'fâkihe' kavramı, genellikle cennetin somut nimetlerinden biri olarak geçer ve müminlere vaat edilen ödülün bir parçasıdır. Bu ayetteki 'fevâkih' kelimesi, cennetin bolluğunu ve müminlerin orada karşılaşacakları zenginliği sembolize eder; sadece besin değil, aynı zamanda bir zevk ve keyif kaynağıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kerem (كَرَم), bir şeyin şerefli ve değerli olmasıdır. 'Mükrem' (مُكْرَم), ikram edilmiş, şereflendirilmiş, saygı gösterilmiş demektir. Bu ayetteki 'mükremûn' ifadesi, cennet ehlinin sadece nimetlere kavuşmakla kalmayıp, aynı zamanda Allah katında özel bir saygı ve değer gördüklerini, onlara lütuf ve ihsanla muamele edildiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Kerem (كَرَم) kökünden türeyen 'mükremûn' (مُكْرَمُونَ), kendilerine ikramda bulunulan, cömertçe muamele edilen ve şereflendirilen kimseler anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, cennet ehlinin Allah tarafından özel bir lütuf ve saygıya mazhar olduklarını, onlara sunulan nimetlerin sadece maddi değil, aynı zamanda manevi bir değer taşıdığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İkram (إِكْرَام), birine saygı göstermek, onu yüceltmek ve ona cömertçe davranmaktır. 'Mükremûn' (مُكْرَمُونَ) olmak, cennet ehlinin Allah'ın kendilerine gösterdiği özel ihtimam ve lütfun bir sonucudur. Bu, onların sadece cennete girmekle kalmayıp, orada en üst düzeyde ağırlanacakları ve onurlandırılacakları anlamına gelir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'kerem' kökünden türeyen kelimeler, genellikle Allah'ın cömertliğini, lütfunu ve insanlara olan ihsanını ifade eder. 'Mükremûn' (مُكْرَمُونَ) kelimesi, cennet ehlinin Allah tarafından seçkin kılınmış, onurlandırılmış ve kendilerine özel muamele yapılan kişiler olduğunu belirtir. Bu, cennetin sadece bir ödül değil, aynı zamanda bir onurlandırma yeri olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.