Beydâe leżżetin lişşâribîn(e)
(45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
Bu ayet, cennetteki içeceklerin özelliklerini tasvir etmektedir. Özellikle 'beyazlık' ve 'lezzet' kavramları üzerinden bu içeceğin dünyevi içeceklerden farkı ve üstünlüğü vurgulanmaktadır. 'İçenler' kelimesi ise bu nimetin muhataplarını işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'beydâ' kelimesinin 'beyaz' anlamına geldiğini ve genellikle gözle görülen bir rengi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cennet şarabının saf, berrak ve dünyevi şarapların bulanıklığından arınmış olduğunu vurgular. Bu beyazlık, aynı zamanda içeceğin saflığını ve temizliğini de sembolize eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'beydâ' kelimesini 'saf ve berrak' olarak açıklar. Ayetteki 'beydâe' ifadesi, cennet şarabının renginin parlak ve göz alıcı olduğunu, dünyevi şarapların aksine herhangi bir bulanıklık veya kirlilik taşımadığını mecazi olarak ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'lezzet' kelimesinin 'nefsin hoşlandığı şey' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lezzetin' ifadesi, cennet şarabının sadece rengiyle değil, tadıyla da içenlere eşsiz bir haz ve keyif vereceğini, dünyevi içeceklerin aksine hiçbir olumsuz yan etki taşımayacağını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'lezzet' kelimesini 'hoş ve güzel olan şey' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, cennet şarabının içenlere fiziksel ve ruhsal bir tatmin sağlayacağını, dünyevi içeceklerin aksine sarhoşluk veya baş ağrısı gibi olumsuz sonuçlar doğurmayacağını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'lezzet' kavramının genellikle dünyevi zevklerden farklı olarak, ahiretteki nimetlerin saf ve kusursuz niteliğini vurguladığını belirtir. Ayetteki 'lezzetin' ifadesi, cennet şarabının sunduğu hazzın, dünyevi zevklerin geçiciliğinden ve eksikliklerinden arınmış, tam ve sürekli bir keyif olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şâribîn' kelimesinin 'içenler' anlamına geldiğini ve bu bağlamda cennet nimetlerinden faydalanacak olan müminleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, bu özel içeceğin sadece belirli bir zümreye, yani cennet ehline tahsis edildiğini ve onların bu nimetten tam anlamıyla istifade edeceğini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'şâribîn' kelimesini 'içme eylemini gerçekleştirenler' olarak açıklar. Ayetteki 'li' edatıyla birlikte 'li'ş-şâribîn' ifadesi, bu lezzetli ve bembeyaz içeceğin, onu içecek olanlar için özel olarak hazırlandığını ve onlara yönelik bir ikram olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.