Lâ fîhâ ġavlun velâ hum ‘anhâ yunzefûn(e)
Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.
Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir.
Bu ayet, cennet şarabının dünyevi şaraptan farklı özelliklerini, özellikle de olumsuz etkilerden arınmışlığını vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, bu farklılığı ve cennet nimetlerinin safiyetini dilbilimsel ve semantik derinlikle ortaya koymaktadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ğavl' kelimesini 'helak etmek, bozmak, akla zarar vermek' anlamında kullanır. Ayetteki bağlamda ise cennet şarabının içenlerin akıllarını bozmayacağını, onlara bir zarar vermeyeceğini belirtir. Dünyevi şarabın aksine, cennet şarabının olumsuz bir etkisi olmadığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ğavl' kelimesinin 'gizlice helak etmek, fark ettirmeden yok etmek' anlamlarına geldiğini ifade eder. Cennet şarabı için kullanıldığında, bu şarabın içenlere gizlice bir zarar vermeyeceğini, akıllarını veya bedenlerini bozmayacağını, aksine saf ve arındırılmış bir lezzet sunacağını açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'şarap' kavramının dünyevi ve uhrevi boyutlarını incelerken, cennet şarabının 'ğavl'den arınmış olmasının, onun dünyevi şarabın olumsuz ahlaki ve fiziksel sonuçlarından tamamen farklı olduğunu gösterdiğini belirtir. Bu, cennet nimetlerinin kusursuzluğunu ve safiyetini vurgulayan bir özelliktir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yünzefûn' kelimesini 'sarhoş olup akıllarını kaybetmezler' veya 'şarapları tükenmez' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, cennet ehlinin dünyevi şarap gibi sarhoşluktan dolayı akıllarının gitmeyeceğini, bilakis sürekli bir zevk ve tazelik içinde olacaklarını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'nezef' kökünün 'bir şeyi tamamen boşaltmak, tüketmek' ve 'sarhoşluktan dolayı aklın gitmesi' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yünzefûn' ifadesiyle, cennet şarabının içenleri sarhoş edip akıllarını başlarından almayacağını ve bu şarabın asla tükenmeyeceğini, sürekli akıp duran bir kaynak olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nezef' fiilinin Kur'an'daki kullanımını incelerken, bu ayetteki 'yünzefûn' kelimesinin cennet şarabının dünyevi şaraptan temel farkını ortaya koyduğunu belirtir. Dünyevi şarap sarhoşluk ve bitkinlik verirken, cennet şarabı bu olumsuz etkilerden arınmış, saf bir keyif kaynağıdır ve içenleri asla yormaz veya akıllarını almaz.
Sâffât Sûresi
İçenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar (47/15);
Zat cennetinin üçüncü ırmağı, خَمْر (Hamr) “Şarap” tır. Ve aynı zamanda ekşi demektir. Dünya şarapları ekşidir ve sarhoşluk verir. Lezzet veren yani ağız yolu ile alınan “Tad”dır. Tasavvuf’ta geçen “Meyhane” Dergah’tır. Mürşid-i Kamil gönül hanesi olan bu dergahına gelen saliklerin gönüllerine Şarab-ı yani Aşk-ı ilahi’yi nefes yolu ile yani sohbet ile tenfis eder. Lezzet yani tad ağız tavanı ve tabanı sayesinde alınır. Bu tad hücreler ile beyine iletilir. Ve Hakikat-i İlahi sohbeti içenlere sevk vermiş olur. Ağızdan alına tat dan önce bir salik’in iyi bir dinleyici olarak Hakikat kulağının açılmış olması gerekir ki, bu bir önceki mertebe olan Süt ırmağında olur.
Hamr (Şarap) sayısal değerini incelersek,
Ha: 600, Mim: 40, Re: 200,
600+40+200= 840
8+4= 12
(12) Hakikat-i Muhammediye’dir.
Ha: Halk, Mim: Hakikat-i Muhammediye (Uluhiyet) Re: Rahmaniyet ve Rububiyet mertebeleridir.
Ayan-i sabitede bulunan Esma-i ilahiye halkının, Uluhiyet mertebesinden Nefesi Rahman-i ile tenfis edilip, Rububiyet mertebesinden açığa çıkan Esma-i İlahiye’nin içenlere lezzet vermesidir.
Ölümde, bir tadıştır. Kevser ırmağının şarabını tadan salik ölmeden önce idraken ölüp bu Aşk-ı ilahi badesi ile Hakk’ın Cemal aynasında gark olup kendinden geçmiş bir haldedir.
Hamr, mayalanmak ve Hamur’dur. Hamur da maya’nın etkisi ile ekşiyip kabarır. Ve yenecek hale gelmesi için fırında pişmesi gerekir. Hakikat-i İlahi sohbetinin bir salik’in anlayabilmesi için Mürşid Hamur’u gönül ateşinde pişirmesi gerekir. Ve ufak lokmalar halinde taliplilerine verir. Eğer büyük lokmalar ile verilirse boğaza takılır ve manevi ölüme sebep olabilir.
Şarabı içtik şerhoş olduk şükrillah Ayıldık ilme talib olduk elhamdüllilah Şarap ırmağı HAKİKAT mertebesini temsil eder.