Ferâġa ilâ âlihetihim fekâle elâ te/kulûn(e)
İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.
Sâffât Suresi'nin 91. ayeti, Hz. İbrahim'in putlara yönelik sorgulamasını ve onların acziyetini ortaya koyma çabasını dilbilimsel bir derinlikle sunar. Ayet, 'gizlice yönelme', 'ilahlar' ve 'yeme' fiilleri üzerinden putların cansızlığını ve işlevsizliğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'روغ' kelimesinin 'gizlice bir yere yönelmek, bir şeyi fark ettirmeden yapmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ' ifadesi, İbrahim'in putlara, putperestlerin haberi olmadan, bir plan dahilinde yaklaştığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'روغ' kelimesinin 'bir şeyden kaçıp başka bir şeye yönelmek' veya 'gizlice bir yere gitmek' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, İbrahim'in putlara, putperestlerin dikkatini çekmeden, bir amaç uğruna yöneldiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'راغ' fiilinin mecazi olarak 'bir şeye yönelmek, meyil etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Burada İbrahim'in putlara doğru bir hareket içinde olduğunu, ancak bu hareketin sıradan bir yönelme değil, belirli bir maksatla yapılan gizli bir yaklaşım olduğunu açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'إله' kelimesinin 'tapılan, ibadet edilen' anlamına geldiğini ve 'uluhiyet' kavramıyla ilişkili olduğunu belirtir. Ayetteki 'ءَالِهَتِهِمْ' ifadesi, putperestlerin Allah'tan başka taptıkları, kendilerine ilah edindikleri varlıkları ifade eder ve bunların gerçek ilah olmaktan uzak olduğunu ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ilah' kavramının Kur'an'da 'tapılmaya layık olan, mutlak güç sahibi' anlamında kullanıldığını, ancak putperestlerin 'ilah' olarak nitelendirdiği varlıkların bu niteliklerden yoksun olduğunu vurgular. Ayetteki 'ءَالِهَتِهِمْ' kelimesi, bu sahte ilahların acziyetini ortaya koymak için bir zemin hazırlar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'إله' kelimesinin 'hayranlık duyulan, kendisine sığınılan' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanım, putperestlerin bu cansız varlıklara bu tür bir hayranlık ve sığınma duygusuyla yaklaştığını, ancak İbrahim'in bu durumu sorguladığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'أكل' fiilinin 'yiyecek tüketmek' anlamına geldiğini ve canlıların temel ihtiyaçlarından biri olduğunu belirtir. Ayetteki 'أَلَا تَأْكُلُونَ' sorusu, putların yiyecek tüketme yeteneğinden yoksun olduğunu, dolayısıyla canlı ve ilah olamayacaklarını açıkça ortaya koyar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yemek' fiilinin Kur'an'da genellikle canlılık ve yaşamın devamlılığı ile ilişkilendirildiğini ifade eder. Hz. İbrahim'in putlara yönelttiği bu soru, onların cansızlığını ve dolayısıyla ilahlık vasfından uzak olduklarını, temel bir canlılık belirtisi olan yeme eylemini dahi gerçekleştiremediklerini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'أكل' fiilinin sadece maddi yiyecek tüketimi değil, aynı zamanda 'faydalanma' ve 'istifade etme' anlamlarına da gelebileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda, putların kendilerine sunulan yiyeceklerden hiçbir şekilde faydalanamadıklarını, dolayısıyla birer ilah olarak hiçbir işlevlerinin olmadığını gösterir.
Sâffât Sûresi
مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ {الصافات/92}