İçeriğe atla
Sâd 32Cüz 23 · Sayfa 455

Sâd Sûresi 32. Âyet

ص

Sohbete sor

Fekâle innî ahbebtu hubbe-lḣayri ‘an żikri rabbî hattâ tevârat bilhicâb(i)

(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

Sâd Sûresi

Bu âyetlerle ilgili farklı rivayetler nakledilmiştir. Bir rivayete göre Hz. Süleyman, sefer hazırlıkları sırasında malzemeleri kontrol etmiş, ardından atları incelemeye koyulmuş, fakat bu iş uzun sürmüş ve ikindi vakti geçmiştir. Buna üzülen Süleyman, atların kendisini namazdan alıkoyduğunu söyleyerek geri getirilmelerini istemiş, kalbinden bu sevgiyi söküp atmak için de onların bacak ve boyunlarını kestirmiştir.

Ancak bu rivayeti kabul etmek, Hz. Süleyman’ın namazı terk ettiğini, dünyaya düşkünlüğü sebebiyle ibadeti unuttuğunu ve binlerce atı acımasızca öldürttüğünü kabul etmek anlamına gelir ki, bu doğru değildir. Her şeyden önce, Hz. Süleyman döneminde ikindi namazının farz kılındığına dair elimizde bir bilgi yoktur. Ayrıca, eğer at sevgisi sebebiyle bir gaflet söz konusuysa, bu günah atlara değil, Süleyman’ın şahsına aittir. Kendi gafleti sebebiyle binlerce atın boyunlarını ve bacaklarını kılıçla kestirmesi ne bir peygamberin merhametine ne de ülkesinin güvenliğini düşünen basiretli bir hükümdarın hikmetine uygun düşer. (Kurân Yolu, 5/580-581) Nitekim âyette Hz. Süleyman’ın atların boynunu vurduğuna dair hiçbir işaret yoktur. İbn Abbâs’ın tefsirine göre Süleyman, atların yelelerini ve bacaklarını okşamıştır. Çünkü âyette “kılıç” kelimesi geçmediği gibi, (مَسْحًا) mesh etmek kelimesi de “kesmek” değil, “sıvazlamak, okşamak” anlamına gelir.

Tasavvufi anlamda da mesh yok ediş değil, bir ıslah ve terbiye işaretidir. Sâlik, nefsini büsbütün yok etmeye değil, onu arındırarak Hakk’ın emrine boyun eğdirip ubûdiyyet yolunda kullanmaya yönelmelidir. Çünkü nefis, terbiye edildiğinde düşman olmaktan çıkar, seyrü sülûkta bineğe ve en büyük yardımcıya dönüşür.

Diğer bir rivayete göre ise yetiştirdiği atları teftiş eden Hz. Süleyman, üç ayağını basıp bir ayağının tırnağını yere değdirmiş vaziyyette duran dizi dizi atları görünce: “Ben sırf Rabbimin adını anmaktan ötürü, yani O’nun rızasını kazanmak, O’nun adını yaymak için dünya malını sevdim; nefsim için dünya malım istemedim” demiş, sonra yetiştiricilere, atları koşturmalarını emretmiş, hızla koşan atlar gözden kayboluncaya dek onları seyretmiş, sonra bakıcılara: “Onları bana getirin!” demiş, yani geri dönmelerini emretmiş ve koşudan dönen atların yelelerini okşamış ve bacaklarını sıvazlayarak sevmiştir. (Taberî, Câmi’u’l-Beyân, 11/156; Ateş, Tefsir, 5/470)


Âyet 34

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ

(38/34) Velekad fetennâ suleymâne ve elkaynâ ‘alâ kursiyyihi ceseden śümme enâb.

(38/34) Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)