Ruddûhâ ‘aley(ye)(s) fetafika meshan bi-ssûki vel-a'nâk(i)
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
"Geri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.
Sâd Suresi 33. ayet, Hz. Süleyman'ın atlara olan düşkünlüğünü ve bu düşkünlüğün Rabbini anmaya vesile oluşunu anlatır. Ayet, özellikle 'meshan' ve 'es-sûk' kelimeleriyle atların fiziksel özelliklerine ve Hz. Süleyman'ın onlarla olan etkileşimine odaklanarak, dilbilimsel olarak fiil ve isimlerin derin anlamlarını ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'redd' kelimesinin bir şeyi bulunduğu yerden geri çevirmek, döndürmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ruddûhâ' ifadesi, Hz. Süleyman'ın gözden kaybolan atların kendisine geri getirilmesini emretmesini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir geri getirme değil, aynı zamanda dikkatini tekrar onlara yöneltme isteğidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'redd' fiilinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve burada 'geri döndürmek' anlamında olduğunu ifade eder. Hz. Süleyman'ın atları geri istemesi, onların güzelliğine ve değerine olan düşkünlüğünü gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tafika' fiilinin 'şerâa' (başladı) fiili ile eş anlamlı olduğunu ve bir işe hemen ve kararlılıkla başlamayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Hz. Süleyman'ın atları geri getirtir getirmez onlarla ilgilenmeye, onları okşamaya başlamasındaki sürati ve istekliliği vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tafika' fiilinin bir eyleme girişme ve onu sürdürme anlamı taşıdığını açıklar. Hz. Süleyman'ın atların bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlaması, onun bu eylemi hemen ve kesintisiz bir şekilde yaptığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mesh' kelimesinin bir şeyin üzerinden el geçirmek, sıvazlamak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'meshan' kelimesi, Hz. Süleyman'ın atların bacaklarına ve boyunlarına dokunarak onları okşamasını, onlarla fiziksel bir bağ kurmasını ifade eder. Bu, bir sevgi ve takdir göstergesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mesh' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve burada 'sıvazlamak, okşamak' anlamında olduğunu ifade eder. Hz. Süleyman'ın atları sıvazlaması, onların güzelliğine ve gücüne olan hayranlığını ve onlara gösterdiği özeni vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'mesh' gibi fiillerin Kur'an'daki kullanımının, sadece fiziksel bir eylemi değil, aynı zamanda o eylemin ardındaki niyeti ve duygusal boyutu da yansıttığını belirtir. Hz. Süleyman'ın atları sıvazlaması, onun bu hayvanlara duyduğu sevgiyi ve onlara verdiği değeri gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sûk' kelimesinin insan ve hayvanların bacakları için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'bi's-sûk' ifadesi, Hz. Süleyman'ın atların özellikle bacaklarını sıvazladığını gösterir. Bu, atların gücünün ve hızının sembolü olan bacaklarına verilen önemi vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sûk' kelimesinin çoğulunun 'sûk' veya 'esvâk' şeklinde geldiğini ve genellikle bacakları ifade ettiğini açıklar. Hz. Süleyman'ın atların bacaklarını sıvazlaması, onların fiziksel güzelliğine ve performansına olan hayranlığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'unuk' kelimesinin insan ve hayvanların boyunları için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 've'l-a'nâk' ifadesi, Hz. Süleyman'ın atların bacaklarının yanı sıra boyunlarını da sıvazladığını gösterir. Atların boyunları, onların asaletini ve zarafetini temsil eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'a'nâk' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda geçtiğini ve burada atların boyunlarını ifade ettiğini belirtir. Hz. Süleyman'ın atların boyunlarını sıvazlaması, onlara olan sevgisini ve onlarla kurduğu özel bağı gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.