İçeriğe atla
Sâd 31Cüz 23 · Sayfa 455

Sâd Sûresi 31. Âyet

ص

Sohbete sor

İż ‘urida ‘aleyhi bil'aşiyyi-ssâfinâtu-lciyâd(u)

Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.

Sâd Sûresi

Hükümdar bir peygamber olması dolayısıyla Hz. Süleyman, özellikle atlara —bilhassa da savaş ve yarış atlarına— büyük bir ilgi göstermiştir. Ancak bu sevgi, dünyevî bir tutkudan değil; onları Allah yolunda kullanmak maksadına yönelikti. Bu sebeple atların yetiştirilmesine özel bir önem vermiştir ki âyet onun bu yönüne işaret etmektedir.

Sûfîler ise at simgesini yalnızca zâhirî bir ayrıntı olarak görmemiş, insandaki kuvvelerin ve nefsânî güçlerin sembolü şeklinde yorumlamışlardır. Zira at, tabiatı gereği güçlü, hareketli ve arzulara meyillidir; mutlaka terbiye edilmesi gerekir. Aynı şekilde nefsin kuvveleri de kontrol altına alınmazsa kişiyi dünya sevgisine, hırsa ve gaflete sürükler. Fakat bu kuvveler Allah yolunda terbiye edilip Hakk’a hizmet ettirilirse, sâlik için bir binek ve manevî yolculukta vasıta hâline gelir. Hz. Süleyman’ın atları Allah yolunda sefer için beslemesi, işârî anlamda nefsi ve kuvvelerini cihâd-ı ekber sahasında terbiye ederek Hakk’ın hizmetinde kullanmayı temsil eder.

Bu sebeple Hz. Süleyman’ın atlara olan sevgisi, onların kendilerine değil, Allah yolunda kullanılma potansiyeline yönelikti. Onları dünyevî bir ihtişam ve gösteriş aracı olarak değil, dinin güçlenmesine ve hakikatin yücelmesine hizmet eden bir vesile olarak görüyordu. Bu da bize sûfîlerin şu düsturunu hatırlatır: “Nefsin seni binek edinmesin, aksine nefsin senin bineğin olsun.” Öte yandan sûfîler ayrıca atları, süratle Hakk’a yönelişin sembolü saymışlardır. Nefis terbiyesi tamamlandığında, sâlikin kalbi Allah’a hızla seyr eder; bu hâl, “atların hızla koşması” ile temsil edilir. Böylece Hz. Süleyman’ın atları, sadece bir mülk ve gücün göstergesi değil, aynı zamanda Allah’a yönelişin kuvvet ve süratini simgeleyen manevî bir işaret olur. Bu da sâlike, zâhiren mülk içinde yaşarken bâtınen daima Hakk’a yönelmesi gerektiğini öğretir.


Âyet 32-33