İçeriğe atla
Sâd 42Cüz 23 · Sayfa 455

Sâd Sûresi 42. Âyet

ص

Sohbete sor

Urkud biriclik(e)(s) hâżâ muġteselun bâridun ve şerâb(un)

Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.

Sâd Sûresi

Hz. Eyyûb, ağır hastalığı sebebiyle yerinden kalkamayacak kadar güçsüzdü ve sadece ayağını kımıldatabilecek kadar bir mecali kalmıştı. O, samimiyetle ve tam bir ihtiyaç hâlinde Rabbine yönelip yardım dileyince, ilâhî inayet ona erişti, rahmet ve ikram kuşatıcı bir şekilde kendisini sardı. Cenâb-ı Hak ona ilhâm ederek: “Ayağını yere vur!” buyurdu. Bu emir, onun kul olarak elinde kalan son gücüyle imtihanı tamamlaması, kendi üzerine düşen vazifeyi yerine getirmesi için bir işaretti.

Hz. Eyyûb ayağını yere vurunca, yerden berrak, serin ve şifalı bir su fışkırdı. Allah Teâlâ ona: “İşte bu, yıkanabileceğin tertimiz bir su ve şifalı bir içecektir” diye seslendi. Eyyûb peygamber bu sudan içti ve onunla yıkandı. İçmesiyle iç hastalıklarından, yıkanmasıyla da bedenini kaplayan hararet ve zahirî hastalıklarından kurtuldu. Böylece hem içten hem dıştan sıhhat buldu ve tam bir şifaya kavuştu.

Cenâb-ı Hak, onun sabrının karşılığında yalnızca sağlığını iade etmekle kalmadı; ailesini, malını ve mülkünü de geri verdi, hatta bunların bir mislini daha ihsan ederek lütfunu kat kat artırdı (Enbiyâ, 21/84). Böylece Eyyûb’a gösterildi ki şifa, sudan değil, bizzat Hakk’ın kudret ve rahmetinden gelmektedir. Allah, hastalığı sabırla karşılayan kulunu hem bedenen hem mânen temizlemiş, sabrının sonunda onu yeniden yakınlık ve afiyet makamına ulaştırmıştır.

Âyet tasavvufi olarak şöyle yorumlanabilir: Allah Teâlâ, Hz. Eyyûb’a bedenindeki elemlerin giderilmesi için ayağını yere vurmasını emretmiştir. Bu işaret, bize kendi beden arzımızda nefsanî hastalıklarımızı ve Hakk’a yaklaşmamıza engel olan perdeleri giderecek hayat suyunu çıkarmamaza bir davettir. Bu hayat suyu mârifetullahtır; bunun için seyrü sülûk ve mücahede yolunu gözetmek gerekir.

Nitekim takvâ, mücâhede ve riyâzet yolunun sâlikleri bir araya gelip zikre yöneldiklerinde; attıkları her adım, yere vurdukları her ayak, eğer Hak’tan alıkoyan perdeleri aşma niyetiyle yapılırsa, bir hakikat yolculuğuna dönüşür. Çünkü hâlis bir niyet ve samimi bir zikirle icra edilen zahirî hareket, kişiyi hakikate ulaştırır. Nasıl ki bütün şer‘î hükümler, onları yerine getirenleri kendi hakikatlerine ulaştırıyorsa; zikrin ve mücâhedenin sembolü olan bu ayağı yere vurma hareketi de sâliki mârifet pınarına ulaştırır.

“Soğuk su” ilâhî rahmet ve mârifetin safî tecellîsidir. Onun serinliği, nefsin ateşini söndürür, vesvese ve hırsın hararetini dindirir. Zira şeytan ateşten yaratılmıştır ve verdiği sıkıntı da ateş gibidir. Sâlik bu suyla yıkandığında kalbi arınır, ondan içtiğinde ise gönlü safiyet bulur. Böylece hem zahirdeki hem de bâtındaki hastalıklar şifaya kavuşur. Yıkanmak, aklın ve vehmin kirlerini temizleyerek benlik perdesini kaldırmak; içmek ise kalbi saflaştırarak ilâhî aşkın şarabını tatmaktır.

Bilmelisin ki seni Hak’tan uzaklaştıran her engel sabırla aşılırsa ardında rahmet pınarı fışkırır. Sen aczini itiraf et, mücahede ayağını nefse vur ve onun direncini kır. Ardından Hakk’ın ikram ettiği mârifet suyuyla yıkan, ondan kana kana iç ve arın. Böylece bedenini ve kalbini O’na âmâde kılar, yakin nuruna ve hikmet sırlarına ulaşır, ilm-i ledünne mazhar olursun.


Âyet 43

وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

(38/43) Ve vehebnâ lehu ehlehu ve miślehum me’ahum rahmeten minnâ ve żikrâ li-ulî-l-elbâb.

(38/43) Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)