İçeriğe atla
Sâd 61Cüz 23 · Sayfa 456

Sâd Sûresi 61. Âyet

ص

Sohbete sor

Kâlû rabbenâ men kaddeme lenâ hâżâ fezidhu ‘ażâben di'fen fî-nnâr(i)

Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır."

Sâd Sûresi

Her iki grup da birbirlerini suçlayarak kendilerini bu akıbete sürükleyen kimseye fazladan azap verilmesini isterler:
“Ey Rabbimiz! Kim bize bu azabı hazırlayıp yolumuzu buraya düşürdüyse, onun ateşteki azabını iki kat artır!” derler.

Bu yakarış, özellikle öncülük edenlerin azabının daha şiddetli olacağına işaret eder. Çünkü onlar yalnızca kendi sapkınlıklarının cezasını değil, aynı zamanda peşlerinden sürükledikleri kimselerin günahlarının da vebalini yüklenmektedirler. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Kendi günahlarını kıyamet günü tam olarak yüklenecekler; bir de bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarından paylarını yükleneceklerdir.” (Nahl, 16/25) Yine başka bir âyette: “Kıyamet günü birbirinizi inkâr edecek, birbirinize lanet edeceksiniz. Varacağınız yer ateştir; size yardım edecek hiçbir dost da bulunmayacaktır.” (Ankebût, 29/25).

Dolayısıyla dünyada kâfir ve azgın liderlerin peşinden körü körüne giden taklitçi topluluklar, âhirette de onların ardını bırakmayacak ve hep birlikte cehenneme gireceklerdir. Her ne kadar birbirlerine lanet etseler ve birbirlerinden nefret etseler de, bu nefret onların kaderini değiştirmeyecek; hepsi aynı azabın içinde buluşacaktır.

İşarî yorum açısından bu âyetlerde bahsi geçen önderler ve tâbiler, yalnızca dış âlemdeki liderler ve onların peşinden giden kitlelerle sınırlı değildir. Nefs-i emmâre, insanın iç âleminde bir “önder” gibidir; hevâ, şehvet, kin, hırs ve dünya sevgisi ise onun tâbileridir. İnsan, nefsin öncülüğünde hevânın peşinden gittikçe kendi kalbinde cehennem tohumları eker. Âhirette dış dünyada ortaya çıkacak bu sahneler, aslında insanın iç âleminde saklı hakikatlerin sûret bulmuş hâlidir.

Nefsin hevâ ve arzuları, zalim birer lider gibidir; kalbin kuvveleri ve duyular ise onların ardına takılan tâbiler misalidir. Çoğu zaman hevâya kapılarak onun buyruğuna girerler. Âhirette önderlerle tâbiler arasında yaşanacak çatışma gibi, insanın iç dünyasında da nefse uyan kuvveler sonunda pişmanlık duyar.

Bu sebeple sâlik, yolun başında nefsin önderliğini kırmalı, hevânın peşinden sürüklenmekten kurtulmalı; kalbini nefsin tahakkümünden azat ederek aklını, hayalini ve bütün kuvvelerini Hakk’a yöneltmelidir. Aksi takdirde, dış âlemde cehennem azabıyla kuşatıldığı gibi iç âleminde de nefsin ateşini tadacaktır. Zira dünyada nefsin izinden gidenler âhirette onunla birlikte ateşe sürüklenecek; nefse muhalefet edenler ise kalplerini ilâhî nur ile arındırarak selâmete ereceklerdir.


Âyet 62-63