İçeriğe atla
Zümer 12Cüz 23 · Sayfa 460

Zümer Sûresi 12. Âyet

الزمر

Sohbete sor

Ve umirtu li-en ekûne evvele-lmuslimîn(e)

"Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi."

Zümer Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(39-12) Ve umirtu li en ekûne evvelel muslimîn.

(39-12) "Ve O'na teslîm olanların ilki olmam emredildi."


Bu âyet-i kerîme, bir önceki Zâtî âyetin devâmı olup, Risâlet mertebesine verilen ikinci emri bildirmektedir.

"Müslimîn" (teslîm olanlar, müslümânlar): "Teslîm olmak" ya da "İslâm olmak" iki türlüdür:

Birincisi, "Kevnî İslâm"dır. Buna göre, tüm mevcûdât müslümândır, çünkü Kevnî İslâm emr-i tekvînînin gereğidir; tüm mevcûdât vücûdunu Hakk'a borçludur ve Sünnetullâh'a boyun eğmiştir. Bu teslîmiyyet irâdî değil, varlığın tabîatından kaynaklanan bir zorunluluktur. Âl-i İmrân Sûresi 3/83 âyeti bu hakîkate işâret eder:"Ve lehû esleme men fis semâvâti vel ardı tav'an ve kerhen" (Göklerde ve yerde her ne varsa, ister istemez O'na teslîm olmuştur).

İkincisi, "İrâdî İslâm"dır. Bu, kulun bilinçli bir tercihle kendi cüz'î irâdesinden vazgeçerek Hakk'ın küllî irâdesine teslîm olmasıdır. Burada söz konusu olan, dışarıdan dayatılan bir zorunluluk değil, içeriden gelen bir rızâ ve gönüllü itâattir.

"Evvel" (ilki): Bu kelime üç boyutta okunabilir:

Birinci boyut zamânîdir. Hz. Peygamber (s.a.v.) zâhiren son peygamber ("hâtemen nebiyyîn", Ahzâb 33/40) olduğuna göre, buradaki "evvel"i sırf kronolojik almak mümkün değildir. Nitekim kendisinden asırlar önce gelen Hz. İbrâhîm (a.s.) dahî "hanîf bir müslümân" (Âl-i İmrân 3/67) olarak vasıflandırılmıştır. Hz. Âdem'den Efendimiz'e kadar bütün peygamberlerin getirdiği tek bir dîndir: "İnned dîne indallâhil İslâm" (Allâh katında dîn, İslâm'dır) (Âl-i İmrân 3/19). Öyleyse "evvel" ifâdesiyle kastedilen ma'nâ zamân boyutunun ötesinde aranmalıdır.

İkinci boyut vücûdîdir (varoluşsaldır). Allâh'ın Zât'ından ilk taayünü, Ahadiyyet'ten Vâhidiyyet'e, ya'nî Hakîkat-i Muhammediyye mertebesine olmuştur; âlemde zuhûra gelen her mevcûdun kaynağı burasıdır. Tüm peygamberler bu Muhammedî hakîkatin muhtelif mertebelerdeki zuhûr mahalleridirler. Bu cihetle O (s.a.v.), zuhûr olarak en son, (ilmî) vücûd olarak en evveldir. Nitekim hadîs-i şerîfte buyrulur: "Âdem henüz rûh ile ceset arasındayken ben peygamberdim" (Tirmizî, Sünen, hadîs no. 3609). (Bâzı rivâyetlerde bu lafız "su ile çamur arasındayken" şeklinde de nakledilmiştir.) Yine buyrulur: "Allâh'ın ilk halk ettiği benim nûrumdur" (Bu hadîsin senedi tartışmalı olmakla birlikte ehl-i tasavvuf ma'nâ cihetiyle kabul etmiştir).

Üçüncü boyut mertebeye dâirdir. "Evvel" burada "en kemâl üzere olan" demektir. Nasıl ki bir sanatta en ileri olan kimseye "bu işin evveli (öncüsü)" denirse, teslîmiyyetin en tamâmına eren de "evvelel müslimîn"dir. Nitekim "Ve inneke le'alâ hulukin azîm" (Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin) (Kalem 68/4) buyrularak O'nun ilâhî esmânın en kemâlli tahakkukunda olduğu tescîl edilmiştir.

Özetle: Hakîkat-i Muhammediyye menşe' itibâriyle ilk, mertebe itibâriyle en kâmildir. "Evvelel müslimîn" ifâdesi bu iki sırrı birden taşır. (Mertebelere dâir geniş îzâhât için Terzi Baba'nın İrfân Mektebi kitabına bakılabilir.)


Âyet 13

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)