İçeriğe atla
Zümer 64Cüz 24 · Sayfa 465

Zümer Sûresi 64. Âyet

الزمر

Sohbete sor

Kul efeġayra(A)llâhi te/murûnnî a'budu eyyuhâ-lcâhilûn(e)

De ki: "Ey cahiller! Siz bana Allah'tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?"

Zümer Sûresi

Bir önceki âyetin devâmı olan bu âyet-i kerîme bizlere Zât mertebesinden okunmaktadır.

Müşriklere şu sorulmaktadır: Göklerin ve yerin tüm anahtarları O'nun elinde iken, siz hâlâ başkasına mı kulluk emrediyorsunuz?

"E fe gayrallâhi" (Allâh'tan gayrısına mı?) sorusu, vahdet nazarıyla bakıldığında çifte reddir: Hem şer'î olarak başkasına kulluk câiz değildir, hem de hakîkat olarak başkası yoktur ki kulluk edilsin.

Âyette müşriklerin fiili "ricâ" veya "talep" değil, gayrullâha kulluğu "emretmek"tir (te'murûnnî). Oysa mutlak emr sâhibi yalnızca Hakk'tır: "E lâ lehu'l-halku ve'l-emr" (Halk etmek de emretmek de O'na mahsûstur) (A'râf 7/54).

Vücûd tektir ve Hakk'ın Vücûdu'dur. O'nun gayrı bir ilâh tasavvur edilemez; zîrâ "gayr", birden fazla Vücûd'un var olması hâlinde mümkündür. Câhillerin kendilerine ilâh edindikleri eşyâ ve sûretler, Hakk'ın o mahalldeki zuhûr ve tecellîlerinden ibârettir.

"Câhilûn" kelimesi "c-h-l" kökünden gelir ve "bilmemek, örtülü kalmak, tanımamak" ma'nâsındadır. Cehâletin iki türü vardır:

Birincisi, gaflet ehlinin cehâletidir: Her zerrede ve kendi nefslerinde zâhir olan Hakk'ı göremeyip, nefslerinin hevâsını ilâh edinmektir. Nitekim Câsiye Sûresi 45/23'te "E fe raeyte meni'ttehaze ilâhehû hevâhu" (Hevâsını ilâh edineni gördün mü?) buyrulmuştur.

İkincisi ise irfân ehlinin cehâletidir ki bu, makbûl bir cehâlettir. Hakk'a ârif olup kendi beşerî benliğinin câhili olanların hâlidir. Onlar, kendi varlıklarında Hakk'ın varlığından başka bir şey olmadığını idrâk ve müşâhede edip vehmî benliklerini unutmuşlardır. Bu unutuş, gafletin değil fenânın meyvesidir.

Birinci cehâlet Hakk'ı bilmemek, ikincisi beşerî nefsini bilmemektir. Birincisi hicâb, ikincisi kurtuluştur.


Âyet 65

وَلَقَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

(39-65) Ve lekad ûhıye ileyke ve ilellezîne min kablik, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn.

(39-65) Andolsun ki sana da, senden öncekilere de vahyolunmuştur ki: "Eğer şirk koşarsan, amelin mutlaka boşa gider ve elbette hüsrâna uğrayanlardan olursun."


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)