İçeriğe atla
Zümer 73Cüz 24 · Sayfa 466

Zümer Sûresi 73. Âyet

الزمر

Sohbete sor

Vesîka-lleżîne-ttekav rabbehum ilâ-lcenneti zumerâ(an)(s) hattâ iżâ câûhâ vefutihat ebvâbuhâ ve kâle lehum ḣazenetuhâ selâmun ‘aleykum tibtum fedḣulûhâ ḣâlidîn(e)

Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: "Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin."

Zümer Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(39-73) Ve sîkallezînettekav rabbehum ilel cenneti zumerâ, hattâ izâ câûhâ ve futihat ebvâbuhâ ve kâle lehum hazenetuhâ selâmun aleykum tıbtum fedhulûhâ hâlidîn.

(39-73) Rablerinden sakınanlar da bölük bölük (zümreler halinde) cennete sevk edilir. Nihâyet oraya vardıklarında, kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara derler ki: "Selâm size! Tertemiz geldiniz! Haydi, ebedî kalmak üzere buraya girin."


Bu âyet-i kerîme bizlere Rahmâniyyet mertebesinden okunmaktadır. Cehennem ehlinin cehenneme girişi tasvîr edildikten sonra, şimdi cennet ehlinin cennete girişi anlatılmaktadır.

"Ve sîkallezînettekav rabbehum ilel cenneti zumerâ" (Rablerinden sakınanlar da bölük bölük cennete sevk edilir): Cennet ehlinin dünyâ hayâtındaki ahlâkı "takvâ" ve "ittikâ", cehennem ehlininki ise "küfür" ve "kibir"dir.

Hem cennet ehli hem cehennem ehli için aynı fiil ("sîka", sevk edildi) kullanılmıştır. Her iki grup da kendi amellerinin ve isti'dâdlarının îcâbınca sevk edilir; fark, sevk edildikleri mahalldedir. Müfessirlere göre bu sevk, cehennem ehli için itilip kakılma şeklinde iken, cennet ehli için izzet ve ikrâm iledir.

Bir hadîs-i şerîfte "cennetin sekiz kapısı vardır" buyrulur. (Buhârî, el-Câmiu's-Sahîh, hadîs no. 3257). Cehennemin ise yedi kapısı vardır (Hicr 15/44). Cennetin kapılarının bir fazla olması, Cenâb-ı Hakk'ın "Rahmetim gazabımı geçmiştir" (Buhârî, Tevhîd, 15; Müslim, Tevbe, 14) buyurduğu hakîkatin sayısal bir işâretidir.

Cennet ehlinin zümrelere ayrılmış olması, bu kişilerin ma'nevî mertebeleri arasındaki farktan kaynaklanmaktadır. Bu mertebeler, yetmiş birinci âyetin yorumunda, Ahmed Avni Konuk'un Fusûsu'l-Hikem şerhinden yapılan aktarım ile îzâh edilmişti.

"Hattâ izâ câûhâ ve futihat ebvâbuhâ" (Nihâyet oraya vardıklarında, kapıları açılır): Burada bir ifâde inceliği vardır: Yetmiş birinci âyette "hattâ izâ câûhâ futihat ebvâbuhâ" (gelince kapılar açıldı) denirken, bu âyette "hattâ izâ câûhâ ve futihat ebvâbuhâ" (kapılar zaten açılmış hâldeyken geldiler) denmiştir. Buna göre cennetin kapıları, ehlini beklerken zaten açıktır; cehennemin kapıları ise gelenler karşısında aniden açılır. Müfessirler bu farkı, cennet ehlinin karşılanma ikrâmına, cehennem ehlinin ise tedirginlik ve tehdit ortamına bir işâret olarak değerlendirmişlerdir.

Enfüsî yönden, cennetin kapılarının açık olması, bakâ makâmına ulaşan sâlik için artık perde ve engel kalmadığını bildirir.

"Ve kâle lehum hazenetuhâ selâmun aleykum" (Ve cennet bekçileri onlara derler ki: "Selâm size!"): "Selâm", elli dördüncü âyetin yorumunda işlendiği üzere, "eslimû" (teslîm olun) emriyle aynı köktendir. Orada teslîmiyet emredilmişti; burada o teslîmiyetin meyvesi "selâmun aleykum" olarak zuhûr etmektedir. Dünyâda Hakk'a teslîm olan, âhirette selâm ile karşılanır.

"Selâm", aynı zamanda Allâh'ın esmâ-i hüsnâsındandır. Cennet ehline "selâmun aleykum" denilmesi, onların bu ismin tecellîsiyle kuşatıldığını, Hakk'ın Selâm isminin onlarda tahakkuk ettiğini bildirir. Bu yönden "selâm size!" demek, bir duâ ve karşılama ifâdesinden öte, cennet ehline artık her türlü korku ve üzüntüden arınmış bir esenlik hâlinde olduklarını bildirmektir.

"Tıbtum fedhulûhâ hâlidîn" (Haydi, ebedî kalmak üzere buraya girin): "Tıbtum" kelimesi "hoş olmak, temiz olmak, güzelleşmek, tayyib olmak" anlamlarına gelir. Zâhiren, üzerlerindeki beşeriyyet kirlerinden arınmış olmaktır; temiz bir mekâna girmenin şartı da budur.

Bâtınen ise "tıbtum", nefsânî sıfâtlardan tam arınmayı, beşerî bulanıklıkların durulmasını ifâde eder. Sâlikin fenâ sürecinde benlik kirleri temizlenir ve artık Hakk'ın tecellîsine mahall olabilecek sâfiyete ulaşılır. Nitekim bir hadîs-i şerîfte "Allâh tayyibdir, ancak tayyib olanı kabûl eder" buyrulmuştur (Müslim, el-Câmiu's-Sahîh, hadîs no. 1015).

Cennet ehli orada ebedî olarak kalacaktır. Ancak bu ebedîlik ile Hakk'ın ebedîliği arasında mâhiyet farkı vardır: Cenâb-ı Hakk'ın ebedîliği Zâtî'dir, bi-nefsihî'dir; cennet ehlinin ebedîliği ise ârızîdir, Allâh'ın dileyip var etmesiyledir.


Âyet 74