Lâkini(A)llâhu yeşhedu bimâ enzele ileyk(e)(s) enzelehu bi'ilmih(i)(s) velmelâ-iketu yeşhedûn(e)(c) vekefâ bi(A)llâhi şehîdâ(n)
Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter.
Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik ederler. Allah'ın şahitliği de kafidir.
Nisâ 166. ayet, Allah'ın ve meleklerin Hz. Muhammed'e indirilen vahye şahitliğini vurgulayarak, vahyin ilahi kaynaklı ve ilimle dolu olduğunu beyan eder. Ayet, 'şehadet' ve 'inzal' kavramları etrafında dönerek, vahyin doğruluğunu ve kesinliğini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah lafzı, 'el-İlâh' kelimesinden türemiş olup, ibadete layık olan, hayranlık uyandıran ve akılların idrak etmekte aciz kaldığı varlık anlamındadır. Bu ayette, vahyin kaynağı ve doğruluğunun en büyük şahidi olarak zikredilmiştir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Allah ismi, zat-ı vacibü'l-vücuda delalet eden özel bir isimdir ve diğer isimlerin tüm manalarını kendinde toplar. Ayette, vahyi indiren ve ona şahitlik eden mutlak güç ve bilgi sahibi varlık olarak vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şehadet, bir şeyin varlığını veya doğruluğunu kesin bilgiyle tasdik etmektir. Ayette Allah'ın 'şehadeti', indirdiği vahyin hakikatini ve peygamberin doğruluğunu mutlak bir bilgiyle onaylamasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şehadet, hem gözle görmek hem de kalben idrak etmek suretiyle bir şeye vakıf olmak ve bunu beyan etmektir. Allah'ın şehadeti, O'nun ilmiyle kuşattığı ve doğruluğunu bildiği vahyi tasdik etmesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Şehadet kavramı Kur'an'da sadece tanıklık etmek değil, aynı zamanda bir hakikati ortaya koymak ve onu tasdik etmek anlamını taşır. Bu ayette Allah'ın şehadeti, vahyin ilahi menşeini ve doğruluğunu kesin bir şekilde ortaya koymasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İnzal, mecazi olarak bir şeyi bir yerden başka bir yere nakletmek veya bir hükmü bildirmek anlamında kullanılır. Ayette, Allah'ın vahyi peygamberine indirmesi, yani onu tebliğ etmesi ve ona ulaştırmasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nüzul, bir şeyin yüksek bir yerden alçak bir yere inmesidir. Kur'an bağlamında 'inzal', Allah'ın kelamını Cebrail aracılığıyla peygamberine vahyetmesi ve insanlığa ulaştırmasıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İnzal fiili, Kur'an'da genellikle Allah'ın ilahi kelamını, hükümlerini veya rahmetini kullarına ulaştırması bağlamında kullanılır. Bu ayette, vahyin ilahi kaynaklı olduğunu ve Allah tarafından gönderildiğini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İlim, bir şeyi olduğu gibi idrak etmek ve kavramaktır. Allah'ın ilmi, O'nun her şeyi kuşatan, ezelî ve ebedî bilgisidir. Ayette, vahyin Allah'ın mutlak ilmiyle indirildiği, yani hikmetli ve eksiksiz olduğu vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Allah'ın ilmi, O'nun her şeyi kuşatan, gizli ve açık her şeyi bilen sıfatıdır. Vahyin 'bilgiyle indirilmesi', onun tesadüfi değil, ilahi bir plan ve hikmetle gönderildiğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim, bir şeyin suretinin akılda hasıl olmasıdır. Allah'ın ilmi ise, zatına mahsus, hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyi kuşatan bir sıfattır. Vahyin 'bilgiyle indirilmesi', onun mükemmel ve hatasız olduğunu ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Şehid kelimesi, hem hazır ve nazır olan hem de bir şeyin doğruluğunu tasdik eden anlamlarına gelir. Ayette Allah'ın 'şehid' olması, O'nun vahyin doğruluğunu en kesin şekilde bilen ve tasdik eden olduğunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şehid, bir şeyin hakikatini bilen ve onu açıklayan demektir. Allah'ın 'şehid' olması, O'nun vahyin hakikatini tam olarak bildiğini ve bu hakikati insanlara bildirdiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Şehid, Kur'an'da sadece tanık olmakla kalmaz, aynı zamanda bir hakikatin canlı kanıtı ve tasdik edicisi olma anlamını da taşır. Allah'ın 'şehid' olması, vahyin doğruluğunun en yüce ve kesin kanıtı olduğunu belirtir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(166) (Lâkinillahu yeşhedü Bi mâ enzele ileyke enzelehu Bi ılmiHİ, vel Melâiketü yeşhedun* ve kefâ Billâhi şehîdâ;)
“Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şâhitlik eder. Melekler de buna şâhitlik ederler. Allah'ın şâhitliği de kâfidir.”