İnna(A)llâhe lâ yaġfiru en yuşrake bihi veyaġfiru mâ dûne żâlike limen yeşâ(u)(c) vemen yuşrik bi(A)llâhi fekadi-fterâ iśmen ‘azîmâ(n)
Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(48) (İnnAllahe lâ yağfiru en yüşreke BiHİ ve yağfiru mâ dune zâlike limen yeşâ'* ve men yüşrik Billâhi fekadiftera ismen azîmâ;)
“Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla
affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” Efendimiz(s.a.v) “Benim ümmetim artık putlara tapıp açık şirk koşmaz fakat ben ümmetimin gizli şirkinden korkarım” demiştir. İşte şirk birinci mânâ da putlara tapmamak, ikinci manada Hakk’ın varlığından başka bir varlık düşünmemek ve O’ndan başka bir şeye muhabbet etmemektir. Kişinin bünyesinde Allah’ın ve Rasûlüllah’ın (s.a.v) muhabbetinden daha büyük bir muhabbet var ise o gizli şirktir. Fakat kişi bütün varlıkta hakikatte Allah’ın varlığının zuhurda olduğunu idrak ettiği zaman, ki bu vahdettir, bu şekilde şirk hükmü tamamen ortadan kalkmış olur. Bir’i iki görmek bir hastalık, hastalık ise araz-sonradan olma’dır tedavisi gerekir. Aslı ise iki gözle bakıp ikiden bir’i görmektir. İkiden bakıp iki gören şirktedir. İki gören kendinde bir varlık kabul ettiğinden kendini-nefsini farkında olmadan ilâh edinmiş olur, işte affedilmeyen şirk Allah-ın mülkünde bu mülke nefsî benlik ile kısmende olsa sahip çıkmaya çalışmaktır.