Ve kâle fir'avnu żerûnî aktul mûsâ velyed'u rabbeh(u)(s) innî eḣâfu en yubeddile dînekum ev en yuzhira fî-l-ardi-lfesâd(e)
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum."
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Bizim beden arzımız Fir’âvn’un şirretli hâli içerisinde yaşarsa oranın hâkimi Fir’âvn olur, fakat Mûsâ Fir’âvn’u alt ettiğinde oranın hâkimi Mûsâ olur, işte bu arza Mûsâ vâris olmuş olur. Muhammedîyyül seyirde Mûsevîyyet mertebesinde Mûsâ sahibi olunmuş olur kişi bu şekilde daha sonra Îsâ sahibi daha sonra Muhammed (s.a.v)’in hakîkati sahip olacak ki bu yol sonucu Mısır’dan çıkıp Kûdüs-ü Şerîf’e oradan da Mekke-i Mükerremeye ulaşılsın ve seyir tamamlansın. “ İz- -T-B- ”
"Fir’avun: 'Bırakın beni öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin." Bununla yukarıda geçen "Her ümmet kendi resullerini yakalamak kastinde bulundu." (Mümin, 40/5) sözüne bir örnek gösterilmiş de oluyor.[42]