Ve kâle raculun mu/minun min âli fir'avne yektumu îmânehu etaktulûne raculen en yekûle rabbiyya(A)llâhu ve kad câekum bilbeyyinâti min rabbikum(s) ve-in yeku kâżiben fe'aleyhi keżibuh(u)(s) ve-in yeku sâdikan yusibkum ba'du-lleżî ya'idukum(s) inna(A)llâhe lâ yehdî men huve musrifun keżżâb(un)
Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez."
Firavun ailesinden imanını saklayan bir adam da şöyle dedi: "Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise çok sürmez, yalanı boynuna geçer. Fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin birkısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki Allah aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz."
Mü'min Suresi 28. ayet, Firavun ailesinden imanını gizleyen bir müminin, Hz. Musa'yı savunurken kullandığı argümanları ve Allah'ın doğru yola iletme prensibini ele almaktadır. Ayet, iman, öldürme, delil, yalan ve israf gibi temel kavramlar üzerinden bir çatışma ve uyarı dilini yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman kelimesi, 'emn' (güven, emniyet) kökünden türemiştir. Mü'min, hem Allah'a güvenen hem de başkalarına güven veren kişidir. Ayetteki 'raculun mu'minun' ifadesi, imanını gizleyen bu kişinin içsel olarak Allah'a tam bir teslimiyet ve güven içinde olduğunu, ancak dışsal şartlar nedeniyle bunu açıkça beyan edemediğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutu'ya göre 'iman', sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah'a karşı tam bir güven ve teslimiyet halidir. Bu ayetteki 'mü'min' kelimesi, Firavun'un zulmüne rağmen Allah'a olan bu derin güveni koruyan ve bu güvenin gereği olarak hakkı savunan bir kişiyi ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Katil, cana kıymak, hayatı sona erdirmektir. Ayetteki 'etekulûne raculen' ifadesi, Firavun'un adamlarının, sadece 'Rabbim Allah'tır' diyen bir kişiyi öldürme niyetini sorgulayarak, bu eylemin haksızlığını ve mantıksızlığını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'katl' kelimesinin mecazi kullanımlarına da değinse de, bu ayetteki kullanımı doğrudan ve gerçek anlamda bir cana kıyma eylemini ifade eder. Firavun'un adamlarının bu tehdidi, Hz. Musa'nın tebliğini engelleme ve muhalifleri susturma çabalarının bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Beyyine, bir şeyin açıklığını ve belirginliğini sağlayan delil ve kanıttır. Ayetteki 'bi'l-beyyinât' ifadesi, Hz. Musa'nın getirdiği mesajın sadece sözden ibaret olmadığını, aksine Allah tarafından desteklenen açık mucizeler ve delillerle geldiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Beyyine, hak ile batılı ayıran, gerçeği ortaya koyan açık delildir. Firavun ailesinden olan mümin, Hz. Musa'nın getirdiği bu 'beyyinât'ın göz ardı edilemez olduğunu ve bu deliller karşısında onu öldürme niyetinin haksızlığını dile getirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Kezzâb, mübalağa sigası olup, çok yalan söyleyen kişiyi ifade eder. Ayetteki 'müsrifun kezzâb' ifadesi, hem haddi aşan hem de sürekli yalan söyleyen kişiyi tanımlar. Bu, Allah'ın doğru yola iletmeyeceği kişilerin niteliklerini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kezzâb' kelimesinin sadece yalan söyleyen değil, yalanı bir karakter haline getirmiş, sürekli yalan söyleyen kişi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, bu ifade, Firavun ve çevresinin Hz. Musa'ya karşı takındığı tavrın ve yalanlarının bir eleştirisi olarak da okunabilir.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İsraf, haddi aşmak, ölçüyü kaçırmak ve bir şeyi yerli yerinde kullanmamaktır. Ayetteki 'müsrifun kezzâb' ifadesi, sadece yalan söylemekle kalmayıp, aynı zamanda zulümde, haksızlıkta ve Allah'ın sınırlarını aşmada da ileri giden kişiyi tanımlar. Bu, Firavun'un ve onun zihniyetinin bir tasviridir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Müsrif, Allah'ın koyduğu sınırları aşan, helal ve haram konusunda ölçüsüz davranan kişidir. Ayetteki 'Allah la yehdî men huve müsrifun kezzâb' ifadesi, Allah'ın, bu tür haddi aşan ve sürekli yalan söyleyen kişileri doğru yola iletmeyeceğini, çünkü onların hidayeti kabul etme kapasitelerini kendi eylemleriyle yok ettiklerini belirtir.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Âyet-i kerime rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
Nefsi emmare Fir’avunun yaşantısı içinde imanı gizlemek-te olan nefsi levvame, nefsi emmare ve yardımcılarına artık bu yaşantıdan benim terbiye edicim rububiyet mertebesi diyen aklı öldürecek misiniz? Halbuki Rububiyet mertebesin den işaretler getirdi diye kınamaktadır. Ve devamında kim hakikati yalanlıyorsa onun aleyhinedir. Ve Uluhiyet mertebe-sinin gereği Hakkı, hakkın varlığının kendilerinde olduğunu yalanlayanlar “Hadi” esmâsı yaşantısına erişemezler. (Murat Derûni) Yolumuza bir şiir ile devam edelim.
Aynası
Mü'min'dir Allah'ın zuhur aynası,
Hakk ve kulun ortak olur aynası,
Bazen Hakk, bazen kul mürur aynası,
Mü'min'ül Mü'min'in Allah aynası.
İki ayna, elma Hakk'ı bildirir, Ellerini meyva gibi dildirir,
Hakk'a ayna arif pası sildirir,
Kulunun sinesi Hakk'ın aynası.
Cilala aynanı yavaş dingince,
Sırat-ı Müstakim nefse ilgince,
Sıratullah dikey mirac bilgince,
Allah ile seyir aşkın aynası.
Tozunu havanda tokmak dövünce ,
Cenab-ı Hakk habib diye övünce,
Âlemlere rahmet irsal edince,
Zuhuru Muhammed insan aynası.
Özümün özü nuru yayınca,
Zulmetin aslı "Hu" anlayınca,
Zatı'nın elini selamlayınca,
İlahi Hakikat Kabe aynası.
Oturdum mescid de direğin dibine,
Dahil edilince sure-i fethine,
Habibten en güzel ders ümmetine,
Allah'ın ahlakı Cemal aynası.
"Nusretiyle Aziz" olan rahmeti,
Dinleyen, dillendi bildi Ahmeti,
Dilenmiş olan saatte okunur kameti,
Seyrettiğim Mü'min Mü'min aynası.
Nefsinin yıldızı benlik sönünce,
Vehim ve hayali gönlün görünce,
Zuhur hali kadim hale dönünce,
Gönle tulu etti Veli aynası.
Allahu ekberle uruc edince,
İmam kabesine döndü kendince,
Uydum efendime cemaat bendince,
Dur Rabb'in namazda Esma aynası.
Kavuşma vaktinin müjdesi bakın,
"Men reani" dedi, âleme yakîn,
"Fekad real Hak" nefsinden sakın,
Muhammedi Mirac Necm'in aynası.
Allah ve Resül den, dinlerim Duhan,
Mübarek gecede inince Kur'ân,
Kadir gecesinde Rabb'imle Handan,
İnsanı uyaran Zat'ın aynası.
Bedri münirin de bugün bayram,
Üçyüz onüç Resül indi kelam,
Sakin oldu eshab verdi selam,
İnsan-ı kamil'dir Muhammed aynası. (s.a.v.)
20-11-2013
Murat Derûni