Yâ kavmi lekumu-lmulku-lyevme zâhirîne fî-l-ardi femen yensurunâ min be/si(A)llâhi in câenâ(c) kâle fir'avnu mâ urîkum illâ mâ erâ vemâ ehdîkum illâ sebîle-rraşâd(i)
"Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?" Firavun, "Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum" dedi.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Zâhiren Mısır arzına-yurduna yuva kurmuş olan Fir’âvn ve âvanesi, bâtınen ise, beden Mısrına yuva kurmuş olan nefs Fir’âvn’u kendisine gönderilen akıl Mûsâsı’na ki aslı hakikat-i Muhammediyyenin Mûseviyyet mertebesi İnsân-ı Kâmilidir. Onlara geldiği zaman, kendisinde bulunan ulûmu diniyye yi ve zâhiri ahkâm-ı İlâhiyyeyi ve kendisinde bulu-nan bu hakikatlerin tezahürünü gösterince ve Hadi esmâsının zuhurunun desteğini görünce, nefsi emmare Fir’avn-ı saltanat ve iktidarının elinde gideceğini anlayınca kavmi ve avanesini ikna etmek için sizi raşid olan doğru yola götüyüyorum diyor. Vasi, Raşid, Sabr esmâ’ül hüsnanın son esmâlarıdır. Nefsi emmare, mudill üzere olduğu için onun da doğru yolu nefsi emmare istikameti üzerinde gitmektir. Emr-i iradiye göre bildiği “raşid” rüşd olan doğru yol budur. (Murat Derûni)