Ġâfiri-żżenbi ve kâbili-ttevbi şedîdi-l'ikâbi żî-ttavl(i)(s) lâ ilâhe illâ hu(ve)(s) ileyhi-lmasîr(u)
(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Âyet-i kerime, ef’ali tevhid âyetlerindendir.
Bu âyet-i kerimede geçer “gâfir” bağışlayan sure-i şerifin diğer bir ismidir.
“Gâfir” sayısal değeri, “Gayn: 1000” “Elif: 1” “Fe: 80” “Rı: 200” toplarsak (1000+1+80+200= 1281= 1+2+8+1= 12) dir. Ayrıca 12 ve 81 vardır. 81 tersten 18 dir. 81+18= 99 dır.
(12) Hakikat-i Muhammedi ve (99) Esmâül Hüsnadır.
Harflere bakarsak Gayın: Gayriyet, Elif: Ahadiyet, Fe: Ef’âli ilahiye ve Rı: Rububiyet-Esmâ mertebesidir.
Hadîs-i şerifte, “vücudike zenbike” günah için sana vücûdun yeter, denmiştir.
Gerçek ma’nâ da tevbe gayriyetteki bu ayniyetin esmâ-i ilâhiyyenin zuhuru olan faaliyeti ilâhiyyenin Hakikat-i Muhammedi olduğunu idrak etmek. Ve vehimi varlık olan beşeri vücud yönünde nefsi emmare istikametinde kullanılan esmâ-i ilahiyye yi Hakka teslim edip hakiki ma’nâda yapılan tevbedir. Bunun idraki olmadan yapılan tevbeler hayali olduğu için affıda hayali olacak ve kişi hakka ulaşamayıp, nefis cennetlerine dahil olacaktır. (Murat Derûni) Sadece şekil olarak dönmek yeterli değildir onun bireysel varlıkta da inkılâbı, zuhuru gerekiyor. “ İz- -T-B- ”
مَا يُجَادِلُ فِي آيَاتِ اللَّهِ إِلَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ