Kul innî nuhîtu en a'bude-lleżîne ted'ûne min dûni(A)llâhi lemmâ câeniye-lbeyyinâtu min rabbî ve umirtu en uslime lirabbi-l'âlemîn(e)
De ki: "Rabbimden bana apaçık deliller gelince, Allah'ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana, alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi."
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Rabbim olan Allah c.c. (uluhiyet mertebesi) den bana apaçık deliller gelince denmesinin istenmesi efendimiz (s.a.v.) yani risalet mertebesinden apaçık delililer Uluhiyet mertebesi işaret de delilleri gelince hakikati bırakıp nefsi emmarenin hayal ve vehminiz ile ürettiklerinize tapmam bana yasaklandı. Âlemlerin rabbi olan Rabbi hasım Allah esmâsına teslim olmam emredildi.
Muhammediyet mertebesine gelen kişiye rabbinde apaçık deliller burada gelen deliller kendi rabbi hası yönündendir. Ve bu deliller ve işaretler neticesinde Rabbül erbab olan Allah’a yönelmektedir. Muhammed (s.a.v.) mertebesinde ise, kişi kendi varlığını Hakk’a zâten teslim edip, Hakk ile baki olduğundan uluhiyet onun üzerinde tahakkuk ediyor. Çünkü varlık Hakk’a teslim edilmiş ve onunla baki olunmuş oluyor. (Murat Derûni)