Fî-lhamîmi śümme fî-nnâri yuscerûn(e)
(71-72) O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.
Kaynar suda, sonra da ateşte kaynatılacaklardır.
Mü'min Suresi 72. ayet, cehennem azabının şiddetini ve sürekliliğini tasvir etmektedir. Ayet, özellikle 'hamîm' ve 'nâr' kavramları üzerinden azabın niteliğini, 'yüsceûn' fiili ile de azabın uygulanış biçimini vurgulamaktadır. Dilbilimsel olarak bu kavramlar, Kur'an'ın azap tasvirlerindeki derinliği ve caydırıcılığı ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hamîm' kelimesini 'şiddetli sıcaklık' ve 'kaynar su' olarak açıklar. Kur'an'da bu kelimenin genellikle cehennem ehlinin içeceği veya üzerine dökülecek olan son derece sıcak su anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de azabın bir parçası olarak kaynar suyun kullanıldığına işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hamîm'i 'şiddetli sıcak su' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımıyla, cehennemdeki azabın bir türü olarak, insanların içine atıldığı veya üzerine döküldüğü kaynar suyu ifade ettiğini belirtir. Bu, azabın fiziksel ve yakıcı yönünü vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hamîm' kavramını Kur'an'ın azap terminolojisi içinde inceler. Cehennemdeki azabın temel unsurlarından biri olarak, sadece susuzluğu gidermeyen, aksine daha da şiddetlendiren ve iç organları yakan bir sıvı olduğunu belirtir. Ayetteki 'hamîm', bu işkence edici niteliğiyle öne çıkar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nâr' kelimesini 'bilinen ateş' olarak tanımlar ve Kur'an'da hem dünya ateşini hem de ahiret ateşini (cehennem) ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'nâr', 'hamîm'den sonra gelen ve azabın şiddetini artıran, yakıcı ve yok edici cehennem ateşini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'nâr'ın temel anlamının 'ışık ve sıcaklık veren şey' olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da genellikle azap ve ceza aracı olarak kullanılan, yakıcı ve helak edici ateşi ifade ettiğini vurgular. Ayetteki 'nâr', 'hamîm' ile birlikte cehennem azabının iki temel bileşeninden biridir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nâr' kelimesinin Kur'an'daki kullanımını semantik açıdan inceler. Cehennem bağlamında 'nâr'ın sadece yakıcı bir element olmanın ötesinde, aynı zamanda bir ceza ve ilahi gazabın tecellisi olduğunu belirtir. Ayetteki 'nâr', bu derin ve cezalandırıcı anlamıyla öne çıkar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yüsceûn' fiilinin 'tutuşturulmak, yakılmak' veya 'doldurulmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki bağlamda, cehennem ehlinin kaynar suya atılması ve ateşte yakılması eylemini ifade ettiğini, yani azabın aktif olarak uygulandığını gösterdiğini açıklar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yüsceûn' fiilini 'ateşin tutuşturulması' veya 'bir şeyin içine doldurulması' olarak yorumlar. Ayetteki kullanımıyla, cehennem ehlinin kaynar suyun içine sürüklenmesi ve ardından ateşte yakılması eylemini mecazi olarak ifade ettiğini, bu eylemin şiddetini ve sürekliliğini vurguladığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'secre' fiilinin 'ateşi tutuşturmak, alevlendirmek' ve 'nehri doldurmak' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'yüsceûn' fiilinin meçhul yapısıyla, cehennem ehlinin iradeleri dışında, zorla kaynar suya atıldığını ve ateşte yakıldığını, bu durumun onların acizliğini ve azabın şiddetini gösterdiğini açıklar.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Nefsi emmarenin ateşi kendilerine verilen hayat kaynağı olan ilmi ilahi suyu, nefsi ilahi yönünde vehim ile karıştılımasından dolayı kaynayacaktır. (Murat Derûni)