Śumme kîle lehum eyne mâ kuntum tuşrikûn(e)
(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.
Sonra da onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?" denilecek.
Mü'min Suresi 73. ayet, kıyamet gününde müşriklerin durumunu ve ilahlaştırdıkları varlıkların akıbetini ele almaktadır. Ayet, şirk koşmanın anlamsızlığını ve Allah'tan başka tapılanların acizliğini vurgulayarak, inkarcıların sapkınlığını gözler önüne sermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول) kelimesi, bir düşünceyi veya anlamı ifade etmek için kullanılan her türlü sözü kapsar. Ayetteki 'kîle' (قِيلَ) ifadesi, bu sözün kim tarafından söylendiğinin açıkça belirtilmediği, ancak bağlamdan ilahi bir sorgulama olduğu anlaşılan bir durumu ifade eder. Bu, sorgulamanın ciddiyetini ve kaçınılmazlığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl, hem lafız hem de mana itibarıyla bir şeyi ifade etmektir. 'Kîle' formu, faili meçhul olarak gelerek, sözün kaynağının yüceliğini veya herkes tarafından bilindiğini ima eder. Burada, kıyamet gününde müşriklere yöneltilen bu sorunun, Allah tarafından veya O'nun emriyle melekler tarafından yöneltildiğini gösterir, bu da sorgulamanın otoritesini pekiştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şirk (شرك), Allah'a ortak koşmak, O'nunla birlikte başka ilahlar edinmektir. Ayetteki 'tüşrikûne' (تُشْرِكُونَ) ifadesi, müşriklerin dünyadayken Allah'ın uluhiyetine ortak koştukları varlıkları kasteder. Bu, onların sapkın inançlarını ve amellerini açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şirk, bir şeyi iki veya daha fazla kişi arasında paylaştırmak anlamına gelir. Dinî bağlamda ise, Allah'ın zatında, sıfatlarında veya fiillerinde O'na ortak koşmaktır. Ayetteki kullanım, müşriklerin Allah'ın ilahlık ve rububiyetine başkalarını ortak etme eylemlerini ifade eder ve bu ortakların kıyamet gününde onlara hiçbir fayda sağlamayacağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'şirk', Kur'an'ın merkezi kavramlarından biri olan 'tevhid'in tam zıddıdır. Şirk, Allah'ın mutlak birliğini ve eşsizliğini reddederek, O'nunla birlikte başka varlıklara tapınmayı veya onları O'na denk tutmayı ifade eder. Bu ayetteki 'tüşrikûne' kelimesi, müşriklerin bu temel sapkınlığını ve bunun kıyamet günündeki sonuçlarını dramatik bir şekilde ortaya koyar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Sebîl (سبيل), gidilen yol demektir. Kur'an'da mecazi olarak 'yöntem' veya 'durum' anlamında da kullanılır. Ayetteki 'yüsaddilu'l-kâfirîne' (يُضِلُّ اللَّهُ الْكَافِرِينَ) ifadesiyle birlikte düşünüldüğünde, Allah'ın inkarcıları saptırma 'yolu' veya 'biçimi' olarak anlaşılır. Bu, onların kendi tercihleri ve amelleri sonucunda hak yoldan uzaklaşmalarına izin vermesi anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sebîl, hem maddi hem de manevi anlamda yol demektir. Allah'ın inkarcıları saptırması, onların kendi iradeleriyle küfrü seçmeleri ve Allah'ın da onları bu tercihlerinde bırakması, hidayet yolunu onlara açmaması şeklinde tecelli eder. Ayetteki 'sebil' kavramı, bu ilahi kanunun işleyişini ve inkarcıların akıbetini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Dalâl (ضلال), doğru yoldan sapmak, şaşırmak demektir. Allah'ın 'yüdıllu' (يُضِلُّ) fiili, mecazi olarak, kişinin kendi iradesiyle sapmayı seçmesi üzerine Allah'ın onu hidayetten mahrum bırakması anlamındadır. Bu, Allah'ın onları zorla saptırması değil, kendi tercihlerinin bir sonucu olarak hidayete ulaşmalarına engel olmamasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Dalâl, doğru yoldan ayrılmak, hedefi şaşırmaktır. Allah'ın 'yüdıllu' fiili, O'nun adaletinin bir tecellisi olarak, küfrü ve şirki tercih edenleri hidayete erdirmemesi, onların sapkınlıklarını pekiştirmesidir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kendi sapkınlıkları nedeniyle kıyamet gününde çaresiz kalacaklarını ve Allah'ın onları bu durumda bırakacağını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'dalâl' kavramının Kur'an'da genellikle kişinin kendi iradi tercihiyle hakikatten uzaklaşması ve bunun sonucunda Allah'ın da onu hidayetten mahrum bırakması şeklinde kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yüdıllu' fiili, inkarcıların dünyadaki şirk ve küfürleri nedeniyle ahiretteki durumlarının bir yansıması olarak, Allah'ın onları doğru yola iletmeyeceğini ve sapkınlıklarında bırakacağını gösterir.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
مِن دُونِ اللَّهِ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَل لَّمْ نَكُن نَّدْعُو مِن قَبْلُ شَيْئًا كَذَلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ الْكَافِرِينَ {74}