Efelem yesîrû fî-l-ardi feyenzurû keyfe kâne ‘âkibetu-lleżîne min kablihim(c) kânû ekśera minhum ve eşedde kuvveten ve âśâran fî-l-ardi femâ aġnâ ‘anhum mâ kânû yeksibûn(e)
Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Bizlerinde ya o tarihlere gidip önce gelenlerin akıbetlerine bamamız, ya da o gelen kavimlerin yaşantısını bâtınen kendi beden arzımızda varlığımızda zamanı dürüp bulmamız gereklidir. İlkinden ziyade ikincisi bir irfan ehlinin eğitiminde daha kolaydır. Zaman içinde zâhiri yolculuk şimdilik olacak iş değildir. İrfan ehlinin gözetiminde ve bu sahaları tanıtması ile kişi buraları geçebilir. Ve hakikatine ve kendisine fayda verecek olan Hakk’a ulaşabilir. (Murat Derûni)