Vemen ahsenu kavlen mimmen de'â ila(A)llâhi ve 'amile sâlihan vekâle innenî mine-lmuslimîn(e)
Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?
Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve: "Ben gerçekten müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?
Fussilet 33. ayet, en güzel sözün ve eylemin niteliklerini vurgulayarak, Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve Müslüman olduğunu ilan eden kişinin üstünlüğünü ortaya koymaktadır. Ayet, davet, amel ve teslimiyet kavramları etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-S-N kökü, bir şeyin hem zahiren hem de batınen güzel olması anlamına gelir. Ayetteki 'ahsenu' kelimesi, 'kavl' (söz) ile birlikte kullanıldığında, söylenen sözün hem lafız hem de mana itibarıyla en üstün, en doğru ve en faydalı olduğunu belirtir. Bu, Allah'a davet eden sözün güzelliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hüsn, bir şeyin kemal derecesine ulaşması ve nefsin ona meyletmesidir. 'Ahsenu' ise tafdil (üstünlük) ifade eder ve burada Allah'a davet eden sözün, diğer tüm sözlerden daha üstün, daha faziletli ve daha mükemmel olduğunu gösterir. Bu, davetin önemini ve değerini ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kavl, dil ile ifade edilen her türlü sözdür. Ayetteki 'ahsenu kavlen' ifadesi, Allah'a davet eden ve İslam'ı ikrar eden sözün, diğer tüm sözlerden daha hayırlı ve daha değerli olduğunu belirtir. Bu, davetin ve tevhidin sözlü ifadesinin önemini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kavl, sadece konuşmak değil, aynı zamanda bir inancı veya duruşu ifade etmek anlamına da gelir. Ayetteki 'kavlen', Allah'a davet etme eylemini ve 'inneni minel-müslimîn' sözünü kapsayarak, bu sözlerin sadece lafızdan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir inanç ve yaşam biçiminin ifadesi olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Da'vet, bir şeyi kendine doğru çekmek veya bir şeye yönlendirmektir. Ayetteki 'de'â ilallâh' ifadesi, insanları Allah'ın birliğine, dinine ve emirlerine çağırmak, onları doğru yola davet etmek anlamındadır. Bu, tebliğ ve irşad faaliyetinin temelini oluşturur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Da'vet kavramı Kur'an'da genellikle insanları Allah'a ve O'nun dinine çağırmak anlamında kullanılır. Bu, sadece sözlü bir çağrı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimine davettir. Ayetteki 'de'â ilallâh', peygamberlerin ve müminlerin temel görevlerinden biri olan insanları hakikate yönlendirme misyonunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Amel, iradeye dayalı fiildir. 'Amile sâlihan' ifadesi, Allah'ın rızasına uygun, faydalı ve doğru işler yapmayı ifade eder. Bu, sadece sözle yetinmeyip, inancın eyleme dökülmesinin, yani salih amelin önemini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Amel, Kur'an'da genellikle 'salih' sıfatıyla birlikte kullanılır ve inancın pratik hayattaki tezahürünü ifade eder. Ayetteki 'amile sâlihan', Allah'a davet eden kişinin sadece sözle değil, aynı zamanda iyi ve doğru eylemlerle de örnek olması gerektiğini belirtir. Bu, söz ve eylem bütünlüğünü vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Salah, bir şeyin bozukluğunun giderilmesi ve doğru hale gelmesidir. 'Sâlih' kelimesi, yapılan işin hem dünya hem de ahiret için faydalı, doğru ve Allah'ın rızasına uygun olduğunu ifade eder. Ayetteki 'amile sâlihan', yapılan eylemlerin niteliğinin önemini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Salah, bir şeyin kemale ermesi ve eksiklikten arınmasıdır. 'Sâlih' amel, Allah'ın emrettiği ve razı olduğu, insanlara fayda sağlayan, ahlaki ve dini değerlere uygun olan her türlü eylemdir. Bu, davetçinin sadece sözle değil, aynı zamanda örnek davranışlarla da insanlara rehberlik etmesi gerektiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): S-L-M kökü, selamet, barış ve teslimiyet anlamlarını içerir. 'Müslim', Allah'a teslim olan, O'nun emirlerine boyun eğen kişidir. Ayetteki 'inneni minel-müslimîn' ifadesi, kişinin Allah'a tam bir teslimiyetle iman ettiğini ve bu imanı açıkça ilan ettiğini gösterir. Bu, davetin temelinde yatan inanç ve kimlik beyanıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İslam kavramı, Kur'an'da Allah'a tam bir teslimiyet ve boyun eğme anlamına gelir. 'Müslim' ise bu teslimiyeti gerçekleştiren kişidir. Ayetteki bu ifade, davetçinin kendi kimliğini ve inancını net bir şekilde ortaya koyarak, davet ettiği şeye kendisinin de bağlı olduğunu göstermesini vurgular. Bu, davetin samimiyetini ve güvenilirliğini pekiştirir.
Fussilet Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Ve men ahsenu kavlen, söz cihetinden kim/hangisi daha güzeldir.? Bilindiği gibi söz bir kelimedir ve kişiler kendilerini ve hallerini bunlarla birbirlerine aktarırlar. Bu sözlerinde birçok türleri vardır genelde hayal ve vehme dayanırlar, bunların bir kısmıda dünya sözleri ve dünya için kullanılır. Bunların çoğu burada kalan sözlerdir. Söz ona denirki sahibi gibi ebedi hayatlı olmalıdır. Yani söz canlı olmalı, muhatabına da can vermelidir. Ancak canlıdan canlı söz çıkar ve karşıya da can aktrır. İşte bu kavl/sözler en güzel sözlerdir, ve “hay” hayat sahibi olan Hakk’a ulaştırır. mimmen deâ ilallâhi, o kimseden ki, Allah’a çağıran. Bu sözlerinde en güzelleri gaflet uykusun da olan canları uyandırıp, Allah’a ulaştırmak için, irfan ehlinin kullandığı, gönül âleminden gelen sözleridir, ve amile sâlihan, ve sâlih amel işledi. Yani bu hale erebilmek için daha baştan, bütün ömrü boyunca sâlih amel işledi. Bilindiği gibi “ameli sâlih/ma’nâsı Hakk’tan, tatbiki kuldan” olan ilâh-i amel/iştir. Bunun da en güzeli Hakk’ın zâtına ulaşmadaki ameller/çalışmalardır ki bu da irfaniyettir. İşte bu yüzden.
ve kâle innenî minel muslimîn, ve muhakkak ben Müslümanlardanım dedi. Bütün bunları yapılabilinmesi için, kişinin mutlak ma’nâ da, ilmi ve ameli ile tam bir irfan ehli müslüman olarak, hayatını sürdümesi lâzım gelmektedir. Eğer sadece Allah’a çağırması ilmi yönden ise o çağırma, sadece ilimde kalır. Eğer çağırma/ daveti zahiri ameller hakkında ise, sevap kazanır. Eğer çağırma/ daveti irfaniyetle Hakk’ın zâtına ise oda hem kendini hem Rabb’ını kazanır, yani zat ehli olur, işte bundan yani Hakk’ın zâtına olan davetten daha ahsenu kavlen, güzel söz yoktur.