Lâ yes-emu-l-insânu min du'â-i-lḣayri ve-in messehu-şşerru feyeûsun kanût(un)
İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.
İnsan hayır istemekten usanmaz, fakat kendisine bir kötülük dokununca üzülür ve ümitsizliğe düşer.
Bu ayet, insanın iyilik karşısındaki doyumsuzluğunu ve zorluklar karşısındaki çabuk ümitsizliğe düşüşünü dilbilimsel olarak ele almaktadır. Özellikle 'ye'seme', 'duâ' ve 'şerr' kavramları üzerinden insan psikolojisinin zıt kutupları vurgulanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'se'm' kelimesini bir şeyden bıkmak, usanmak ve ondan yüz çevirmek olarak açıklar. Ayetteki 'lâ yes'emu' ifadesi, insanın hayır talep etmekten asla bıkmadığını, sürekli daha fazlasını istediğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'se'm' kelimesini 'melâl' (bıkkınlık) ile eş anlamlı kullanır. Ayetteki bağlamda, insanın hayır isteme konusunda bir bıkkınlık veya yorgunluk hissetmediğini, aksine sürekli talepkar olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'insan' kavramının Kur'an'da genellikle zayıf, aceleci, nankör ve unutkan yönleriyle ele alındığını belirtir. Bu ayette de insanın iyilik karşısındaki doyumsuzluğu ve kötülük karşısındaki ümitsizliğiyle bu zayıf yönüne işaret edilmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'insan'ı 'nisyân' (unutkanlık) kökünden türemiş olarak kabul eden görüşe yer verir. Ayetteki bağlamda, insanın iyiliklere karşı doyumsuz, kötülükler karşısında ise çabuk ümitsizliğe düşen unutkan ve zayıf tabiatına vurgu yapılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'duâ'yı bir şeyi kendine doğru çekmek, çağırmak veya birinden yardım istemek olarak tanımlar. Ayetteki 'duâi'l-hayr' ifadesi, insanın sürekli olarak hayrı, iyiliği ve menfaati talep etme eğilimini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'duâ' kelimesini 'talep' (istek) anlamında kullanır. Ayetteki bağlamda, insanın dünyevi iyilikleri ve menfaatleri talep etmekten asla bıkmadığını, sürekli bu yönde bir istek içinde olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hayr'ı, herkesin arzu ettiği ve faydalı gördüğü şey olarak tanımlar. Ayetteki 'duâi'l-hayr' ifadesi, insanın maddi ve manevi tüm iyilikleri, menfaatleri ve güzellikleri talep etme arzusunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'hayr' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve genellikle 'şerr'in zıttı olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette, insanın sürekli olarak kendisine fayda sağlayacak şeyleri isteme eğilimine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şerr'i, insanın nefret ettiği ve hoşlanmadığı şey olarak tanımlar. Ayetteki 'messehü'ş-şerr' ifadesi, insana bir musibet, sıkıntı veya zarar dokunduğunda gösterdiği tepkiyi, yani ümitsizliğe düşmesini anlatır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'şerr'in 'hayr'ın zıttı olduğunu ve genellikle hoşa gitmeyen, kötü sonuçlar doğuran durumları ifade ettiğini belirtir. Ayette, insanın başına gelen olumsuzluklar karşısındaki psikolojik çöküşünü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ye's'i, bir şeyin gerçekleşmesinden ümidi kesmek olarak açıklar. Ayetteki 'fey'eûsün' ifadesi, insana bir kötülük dokunduğunda hemen ümitsizliğe kapıldığını, Allah'ın rahmetinden ve yardımından ümidini kestiğini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ye's' kelimesini 'kunut' (ümitsizlik) ile eş anlamlı olarak kullanır. Ayetteki 'fey'eûsün kanûtun' ifadesi, insanın başına gelen musibetler karşısında derin bir ümitsizliğe ve karamsarlığa düştüğünü pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kunût'u, hayırdan ümidi kesmek ve ümitsizliğe düşmek olarak tanımlar. Ayetteki 'kanûtun' kelimesi, 'ye's' kelimesini pekiştirerek, insanın başına gelen kötülükler karşısında tam bir çaresizlik ve karamsarlık içine girdiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kunût' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın rahmetinden ümit kesme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de insanın zorluklar karşısında Allah'ın yardımından ve rahmetinden ümidini keserek derin bir karamsarlığa düştüğünü ifade eder.
Fussilet Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Görüldüğü gibi bu âyet-i kerîme de tarif ve haber âyetlerindendir.
-------------------
41.49*************لَا يَسْپَمُ الْاِنْسَانُ مِنْ دُعَاءِ الْخَيْرِ وَاِنْ مَسَّهُ الشَّرُّ فَيَؤُسٌ قَنُوطٌ 96
(41/49) – (Lâ yes'emul insânu min duâil hayr, ve in messehuş şerru feyeûsun kanûtün.)
(41/49) – (İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.)
Görüldüğü gibi bu âyet-i kerîme de tarif ve haber âyetlerindendir.
41.50*************وَلَئِنْ اَذَقْنَاهُ رَحْمَةً مِنَّا مِنْ بَعْدِ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هٰذَا لٖى وَمَا اَظُنُّ السَّاعَةَ قَائِمَةً وَلَئِنْ رُجِعْتُ اِلٰى رَبّٖى اِنَّ لٖى عِنْدَهُ لَلْحُسْنٰى فَلَنُنَبِّئَنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِمَا عَمِلُوا وَلَنُذٖيقَنَّهُمْ مِنْ عَذَابٍ غَلٖيظٍ
(41/50) – (Ve lein ezaknâhu rahmeten minnâ min bağdi darrâe messethu leyekûlenne hâzâ lî ve mâ ezunnus sâate kâimeten ve lein ruciğtu ilâ rabbî inne lî ındehû lel husnâ, felenunebbiennellezîne keferû bimâ amilû ve lenuzîkannehum min azâbin ğalîz.)
(41/50) – “Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.”
-------------------