İçeriğe atla
Fussilet 52Cüz 25 · Sayfa 482

Fussilet Sûresi 52. Âyet

فصلت

Sohbete sor

Kul eraeytum in kâne min ‘indi(A)llâhi śümme kefertum bihi men edallu mimmen huve fî şikâkin ba'îd(in)

De ki: "Ne dersiniz? Eğer o (Kur'an) Allah katından olup da siz de onu inkar etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?"

Fussilet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Kul eraeytum in kâne min ındillâhi, deki, gördünüzmü, Allah katından ise? Bura da ifade edilmek istenen Kur’ân-ın Allah katından olmadığını gördünüzmü? Yani buna bir şahit veya deliliniz varmı? Diye inkârcılara bir uyarı yapılmaktadır, diğer taraftan bütün âlemin indellahtan meydana geldiğini görmedinizmi? Olduğuda açıktır, ayrıca, “min ındillâhi” hitabında ilmi ledün hakikatleride ifade edilmektedir, gerçek tasavvuf/İrfa-niyyet ilmi, “ilmi ledün” olup Hakk’ın yanındadır, nefsin yanında değildir, nefsi safiye olan ve zat ehli olan kimselere nüzel eder/iner. Bunların dışındakiler sûret ilimleri ile meşgul olurlar.

Summe kefertum bihî, sonra onu inkâr etmişseniz, kendinizdeki mudil ismi yönüyle inkâr edip, settar ismi ve nefis perdeleriniz ile de örtmüşseniz, men edallu mimmen, o kimseden daha şaşkın kimdir, kendi hayal ve vehmi ile hayatı değerlendirmeye kalkandan, ve neyi niçin yaptığını bilmeyenden, daha şaşkın kim olabilir.

Huve fî şikâkın beîd, böylece o bu anlayışı, aslında, anlamayışı yüzünden, uzak bir ayrılığa düşendir.


41.53*************سَنُرٖيهِمْ اٰيَاتِنَا فِى الْاٰفَاقِ وَفٖى اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖيدٌ

(41/53) – (Senurîhim âyâtinâ fil âfâkı ve fî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehul hakku, eve lem yekfi birabbike ennehû alâ kulli şey'in şehîd.)

(41/53) – “Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'ân'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?”