(A)llâhu-lleżî enzele-lkitâbe bilhakki velmîzân(e)(k) vemâ yudrîke le'alle-ssâ'ate karîb(un)
Allah, hak olarak Kitab'ı ve mizanı indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.
Bu kitabı ve ölçüyü hakla indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır!
Bu ayet, Allah'ın Kitap ve Mizan'ı indirmesiyle ilahi adaleti ve düzeni vurgularken, kıyamet saatinin yakınlığına dikkat çekerek insanları uyarmaktadır. Anahtar kavramlar, ilahi vahyin ve adaletin temel unsurlarını ve ahiret inancının önemini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kitap (الكتاب), yazılı olan her şey için kullanılır. Kur'an'da ise genellikle Allah'ın peygamberlerine indirdiği vahiyleri, şeriatı ve hükümleri içeren ilahi metinleri ifade eder. Bu ayette, genel anlamda ilahi vahyi, yani Kur'an'ı kastetmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kitap (الكتاب) burada, Allah'ın kullarına gönderdiği emir ve yasakları içeren, okunup anlaşılması gereken ilahi kelamdır. Ayetteki 'indirdi' (أنزل) fiiliyle birlikte kullanılması, onun semavi bir menşei olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Kitap' (الكتاب) kavramı, sadece bir metin olmanın ötesinde, ilahi bir rehberlik, bir 'norm' ve 'ölçüt' anlamı taşır. Bu ayette, Kitap, insanlığa doğru yolu gösteren ve hak ile batılı ayıran temel bir referans noktası olarak sunulmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mizan (الميزان), tartı aleti anlamına gelir. Ancak Kur'an'da mecazi olarak adalet, hakkaniyet, denge ve doğru ölçü anlamlarında da kullanılır. Bu ayette, Kitap ile birlikte zikredilmesi, ilahi adaletin ve evrensel düzenin bir sembolü olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Mizan (الميزان), Allah'ın kulları arasında adaletle hükmetmek için koyduğu ölçüdür. Bu, hem dünyevi ilişkilerdeki adaleti hem de ahiretteki hesaplaşmayı ifade eder. Ayetteki bağlamda, Kitap'ın getirdiği hükümlerle birlikte adaletin tesisini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Mizan (الميزان) kavramı, Kur'an'da kozmik bir denge ve düzen fikrini ifade eder. Allah, evreni belirli bir ölçü ve denge üzerine yaratmıştır. Bu ayette, Kitap ile birlikte indirilmesi, ilahi vahyin aynı zamanda toplumsal ve ahlaki adaleti de tesis etme amacını taşıdığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Yüdrike (يدريك), 'sana ne bildirdi, seni ne haberdar etti?' anlamındadır. Bu ifade, muhatabın bir şey hakkında bilgi sahibi olmadığını, ancak Allah'ın ona bu bilgiyi verebileceğini ima eder. Ayette, kıyamet saatinin bilgisi konusunda insanın acizliğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Bu kalıp (وما يدريك), Kur'an'da genellikle bilginin kaynağının Allah olduğunu ve insanın bu konuda sınırlı olduğunu belirtmek için kullanılır. Burada, kıyamet saatinin vaktinin sadece Allah katında olduğunu ve kimsenin kesin bilgiye sahip olamayacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sa'at (الساعة), bir anlık zaman dilimi anlamına gelir. Kur'an'da ise genellikle kıyamet gününü, yani dünyanın sonunu ve insanların hesap vermek üzere diriltileceği zamanı ifade eder. Bu ayette, kıyametin aniden geleceğine ve vaktinin kesin olarak bilinmediğine işaret eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sa'at (الساعة), kıyamet günü için kullanılan bir isimdir. Bu isimlendirme, kıyametin aniden ve beklenmedik bir anda gerçekleşeceğine, bir saat gibi kısa bir sürede olup biteceğine işaret eder. Ayetteki 'yakındır' ifadesiyle birlikte, bu ani gelişin vurgusu artırılır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Sa'at' (الساعة) kavramı, sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda kozmik bir dönüşüm ve ilahi adaletin tecelli edeceği nihai bir olaydır. Bu ayette, kıyametin yakınlığı, insanları uyanık olmaya ve sorumluluklarını yerine getirmeye teşvik eden bir uyarı niteliğindedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Karîb (قريب), mekan ve zaman açısından yakınlık ifade eder. Bu ayette, kıyamet saatinin zaman olarak yakın olduğunu belirtir. Bu yakınlık, Allah katındaki zaman algısıyla ilgili olup, insanlar için ne kadar uzun görünse de Allah için yakındır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Karîb (قريب), bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin yüksekliğini ve vaktinin yaklaştığını gösterir. Kıyamet bağlamında kullanıldığında, onun kaçınılmazlığını ve her an gelebileceğini vurgular. Bu, insanları gafletten uyandırmak için bir uyarıdır.
Şûrâ Sûresi
İz-Efendi Babam Mülk sûresi 3. Âyet-i yorumunda Mizan-Terazi hakkında şöyle diyor.
الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ {الملك/3}
elleziy haleka seb’a semavatın tıbakan “semavatı yedi kat olarak halk eden elleziy/o zattır”
“Gökleri yedi kat üzere halk eden O’dur” diye âyette belirtilen zâhir gökyüzüdür.
“Yere göğe sığmam mü’min kulumun gönlüne sığarım” ifadesiyle hadis-i kudsîde belirtilen ise, insan gönlü olan bâtın gökyüzüdür.
Zâhir gökyüzü yedi kat (tabaka) olduğu gibi, gönül gökyüzü de yedi tabakadır.
Bunlar yedi nefis mertebeleridir.
Birinci tabaka “Nefs-i Emmare”dir.
Diğerleri; “levvame”, “mülhime”, “mutmeinne”, “radiye”, “merdiye, safiye” diye isim alırlar.
Gerçek bir eğitim ile bu mertebeler aşılır. İnsan hakiki benliğini ve kimliğini böylece tanımağa başlar.
Gönül göğünü ve beden arzını (toprağını) adaletle korumak için tartıyı koymuştur.
Her mertebede, o mertebenin gereği olan ilmi almak, daha fazlasını yüklememek için tartıyı koymuştur. “ İz- -T-B- ”
Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.
Âyetin ikinci bölümü ile Efendimiz (s.a.v.) olan hitap bizleri ilgilendiren yönü ise kendi vehimi beden varlığı anlayışımızın kıyametini kopartmaktır. Yukarda yazılan gerçek bir eğitim ile bu başarılabilir. Kişi kendi nefsi emmare ve levvamesini kesemez bunu yaptıran ise ona mürşididir. (Murat Derûni)
"Kitab'ın hakikati, Hakk'ın zâtına; Mizan'ın dengesi, esmâsına; Saat'in yakınlığı ise tecellîlerine işarettir. Kâmil, bu üçünü bir görendir."[47]