İçeriğe atla
Şûrâ 17Cüz 25 · Sayfa 485

Şûrâ Sûresi 17. Âyet

الشورى

Sohbete sor

(A)llâhu-lleżî enzele-lkitâbe bilhakki velmîzân(e)(k) vemâ yudrîke le'alle-ssâ'ate karîb(un)

Allah, hak olarak Kitab'ı ve mizanı indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.

Şûrâ Sûresi

İz-Efendi Babam Mülk sûresi 3. Âyet-i yorumunda Mizan-Terazi hakkında şöyle diyor.

الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ {الملك/3}

elleziy haleka seb’a semavatın tıbakan “semavatı yedi kat olarak halk eden elleziy/o zattır”

“Gökleri yedi kat üzere halk eden O’dur” diye âyette belirtilen zâhir gökyüzüdür.

“Yere göğe sığmam mü’min kulumun gönlüne sığarım” ifadesiyle hadis-i kudsîde belirtilen ise, insan gönlü olan bâtın gökyüzüdür.

Zâhir gökyüzü yedi kat (tabaka) olduğu gibi, gönül gökyüzü de yedi tabakadır.

Bunlar yedi nefis mertebeleridir.

Birinci tabaka “Nefs-i Emmare”dir.

Diğerleri; “levvame”, “mülhime”, “mutmeinne”, “radiye”, “merdiye, safiye” diye isim alırlar.

Gerçek bir eğitim ile bu mertebeler aşılır. İnsan hakiki benliğini ve kimliğini böylece tanımağa başlar.

Gönül göğünü ve beden arzını (toprağını) adaletle korumak için tartıyı koymuştur.

Her mertebede, o mertebenin gereği olan ilmi almak, daha fazlasını yüklememek için tartıyı koymuştur. “ İz- -T-B- ”


Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.

Âyetin ikinci bölümü ile Efendimiz (s.a.v.) olan hitap bizleri ilgilendiren yönü ise kendi vehimi beden varlığı anlayışımızın kıyametini kopartmaktır. Yukarda yazılan gerçek bir eğitim ile bu başarılabilir. Kişi kendi nefsi emmare ve levvamesini kesemez bunu yaptıran ise ona mürşididir. (Murat Derûni)

"Kitab'ın hakikati, Hakk'ın zâtına; Mizan'ın dengesi, esmâsına; Saat'in yakınlığı ise tecellîlerine işarettir. Kâmil, bu üçünü bir görendir."[47]