İçeriğe atla
Şûrâ 21Cüz 25 · Sayfa 485

Şûrâ Sûresi 21. Âyet

الشورى

Sohbete sor

Em lehum şurakâu şera'û lehum mine-ddîni mâ lem ye/żen bihi(A)llâh(u)(c) velevlâ kelimetu-lfasli lekudiye beynehum(k) ve-inne-zzâlimîne lehum ‘ażâbun elîm(un)

Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır.

Şûrâ Sûresi

Allah c.c. kendi katında kabul olan te din İslâm olduğunu (3) Ali İmran sûresi 19. Âyette bildirmiştir. 3+1+9= 13 sayısal değeri ile gelen peygamberler Hakikat’ül Ahadiyet’ül Ahmediyenin mertebelerini getirmişlerdir. (Murat Derûni)

(19) İnned Dîne indAllahil İslâm* ve mahtelefelleziyne utülKitabe illâ min ba'di ma caehümül ılmü bağyen beynehüm* ve men yekfur Bi Âyatillâhi fe innAllahe serî'ul hısab;

“Şüphe yok ki: Allah katında din, İslâm'dan ibârettir. O kendilerine kitap verilmiş olanların ihtilâfta bulunmaları ise kedilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki hasetten dolayıdır. Her kim Allah'ın Âyetlerine küfür ederse, şüphe yok ki Allah Teâlâ hesabı süratli olandır.” Cenâb-ı Hakk’ın getirdiği hakikatlerde İslâm dışında bir din yoktur, imân ehli ve İslâm dini vardır. Âdem (a.s.) dan Efendimize (s.a.v.) kadar gelen sürede tek din vardır o da İslâm dinidir. Diğer isimlerle din ünvanı altında anılanlar izafi olarak verilen isimlerdir, asıl olarak örneğin Mûsâ’ya mensup veya İsâ’ya mensup olanlardır, fakat onlar bunu ayrı bir din olarak zannediyorlar. Bütün peygamberler Muhammedi seyrin bir parçasıdır. Fakat Muhammedi mertebesini kabul etmeyenler kendileri ayrı gösteriyorlar. Oysa gerçek imân ehli olsalar Muhammediyeti kabul etmeleri gerekecek, kendilerini ayrı görmemeleri gerekecek ve ayrı bir din olmadığı anlaşılacak, bizlerde genel olarak bunları ayrı kabul ederek aldanıyoruz. Oysaki hakikatte Allah’ın indinde İslâm dininden başka bir şey yoktur, diğer izafi olarak din ismi verilenler İslâm dininin mertebelerinden başka bir şey değildir.

İslâm dininin uygulamasında bizler eksik olduğumuz için halimiz kötüdür, yoksa diğer yönüyle bakınca bu Âyette “Gerçek İslâmiyyet Allah’ın yanındadır” deniyor ve kulun oraya gitmesi gerekiyor, oysa genel olarak uygulanan din kulun indindeki dindir yani kulların kendi anlayışları ile tatbik etmeye çalıştıkları dindir. Kim ki “ŞehidAllahu” gerçeğini idrak ederse Allah’ın indine gider yani kendi varlığını aradan çıkarttı, gitti ile kasıt Cenâb-ı Hakk’ı idrake ulaştı demektir, Cenâb-ı Hakk kulun bir vasıtaya binerek kendisine gideceği şekilde bir uzaklıkta değil ki, bütün âlemde zâten hâzırdır.[55]

“ İz- -T-B- ”

"Şirk ehli, aynalarda kendini görmekten Hakk'ı göremez. Hakikî mü'min ise her yüzde O'nun vechini müşahede eder. Fasl anı geldiğinde, herkes neye tapındığını anlayacaktır."[56]

“ İz- -T-B- ”