Vemâ esâbekum min musîbetin febimâ kesebet eydîkum ve ya'fû ‘an keśîr(in)
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.
Şûrâ Sûresi
Yolumuza Mesnevi-i Şerif ile devam edelim, Mûsanın nasihatini dinlemezsin, küstahlık edersin, kendini çelik kılıç üzerine vurursun.
Senin canından kılım hayâ gelmez ey birader, bu senin lâyıhındır, senin lâyıkın!
“Çelik kılıç”dan murâd, kahr-ı İlâhîdir. Ya’ni “Mûsâ (a.s.)ın nasihatini dinlemezsin, küstahlık edersin ve kendini kahr-ı İlâhî kılıcı üzerine çarparsın. Sen kendim kılıç üzerine çarptığın vakit, kılıç seni kesmekten utanır mı? Ey birâder, başına gelen bu felâket senin lâyıkındır.”
(Şûrâ, 42/30) Ya’ni “Musîbetden size isâbet eden şey, sizin ellerinizin kazandığı şey sebebiyledir” âyet-i kerîmesi, herkesin başına gelen belâ, kendi fiili-nin cezası olduğunu beyân buyurur.[65]
"En büyük musibet, gaflet perdesidir"[66]
"Musibetler, gaflet uykusundan uyandıran ilâhî kamçılardır. Af ise uyanan kula sunulan rahmet sofrası. Kâmil, her ikisinde de Hakk'ın lütfunu görür."[67]