Vemen yudlili(A)llâhu femâ lehu min veliyyin min ba'dih(i)(k) ve terâ-zzâlimîne lemmâ raevû-l'ażâbe yekûlûne hel ilâ meraddin min sebîl(in)
Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin, "Dünyaya dönmek için bir yol var mı?" dediklerini görürsün.
Şûrâ Sûresi
Fatiha suresinin son âyetinde, “ Sirâta-llezîne en’amte ‘aleyhim gayri-lmaġdûbi ‘aleyhim velâ-ddâllîn”
O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil. (1/7)
O yol öyle bir yol ki en’am da (nimet) bulunduklarının yoludur, gazaba uğramışların ve sapmışların yolu değil. Gadab Cenâb-ı Hakk’ın azametinin vasıfları, gadab’a uğramamış olanlarda Hâdî isminin mazharları yani hidayet ehlidirler.[84] “ İz- -B-T- ” Fatiha sûresinde müminlerin dua ve temennisi sıratı müstakim üzere olmak ve gazab edilmişlerin yolundan ise uzak durmak olduğu bizlere bildirilmiştir.
Ve bu gazab yoluma uğramışı Hakk’tan ayrı kaldığı için dost sandığı nefsi emmaresi ve şeytan yalnız bırakır. Ve tekrar zahiri dünya hayatına dönmek için bir yol arar. Ama kendisine verilen zaman sermayesi tükenmiş ve tersine dönmemektedir. (Murat Derûni)
"Hakk'ın dalâlete düşürdüğü, aslında kendi nefsinin zulmüyle hüsrana uğrayandır. Velîsiz kalmak, kesret karanlığında yolunu kaybetmektir. Kâmil, 'innî vech'tü vechîke' [Ben yüzümü birleyici olarak göğü ve yeri halk edene çevirdim] hakikatiyle daima Hakk'ın dostluğundadır."[85]