İçeriğe atla
Şûrâ 46Cüz 25 · Sayfa 488

Şûrâ Sûresi 46. Âyet

الشورى

Sohbete sor

Vemâ kâne lehum min evliyâe yensurûnehum min dûni(A)llâh(i)(k) vemen yudlili(A)llâhu femâ lehu min sebîl(in)

Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.

Şûrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ateş bu dünya hayatında verilen süre içinde nefsi emmare yaşantısının vehim ateşidir. Aslında bu ateş içinde yaşanmaktaydı. Ama yaşayanın haberi yoktu. Bu ahirinde-ahirette ortaya çıktığı zaman rabbi hassı ile bu ateşe girdiğinden rabbi hası tarafından tedip edilecek ve zillet içinde başı öne eğilip gizli gizli rablerine nazar edeceklerdir.

Kendileri, hayali varlıklarını ve aileleri ise birimsel varlıklarında bulunan esmâ-i ilahiyyeleridir. Hakikati perlediklerinden dolayı ziyana uğrayanlardan olduklarını, hakikate inananlar dile getireceklerdir.

Bu dünya hayatında gerçek veli-dost olan Allah c.c. ye yüz çevirdikleri için sapmışlarlardan olduklarından, bu durum içinden de çıkamazlar. (Murat Derûni)

"Zillet, vahdet güneşinden mahrumiyetin gölgesidir. Hüsran, ebedî saadeti kaybetmenin acısıdır. Mukîm azap, Hakk'ın cemâlinden uzak kalmanın ıstırabıdır. Ârif, bu hallere düşmemek için nefsini dâimâ muhasebe eder."[86]

"Velîsiz kalan, Hakk'ın 'el-Velî' isminden mahrum olandır. Dalâlet ehli, nefsinin tuzağına düşmüştür. Kâmil ise 'Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl' diyerek ebedî kurtuluşa ermiştir."[87]