Ev yuzevvicuhum żukrânen ve-inâśâ(en)(s) ve yec'alu men yeşâu ‘akîmâ(en)(c) innehu ‘alîmun kadîr(un)
Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.
Yahut Allah onları erkek ve kız olmak üzere çift verir, dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz ki O her şeyi bilir. O'nun her şeye gücü yeter.
Şûrâ Suresi'nin 50. ayeti, Allah'ın yaratma kudretini ve dilediğine erkek veya kız çocuk vermesini, dilediğini ise kısır kılmasını konu edinir. Ayet, Allah'ın ilim ve kudret sıfatlarını vurgulayarak, O'nun mutlak iradesini ve yaratmadaki çeşitliliğini dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zevc' kelimesinin aslen bir şeyin benzeri veya eşi anlamına geldiğini belirtir. 'Yüzevvicuhum' ifadesi, Allah'ın insanlara hem erkek hem de kız çocukları bir arada, yani çiftler halinde vermesi anlamında kullanılmıştır. Bu, yaratmadaki çeşitliliği ve dengeyi ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yüzevvicuhum' fiilini 'onlara eşler verir' veya 'onları çiftler halinde yaratır' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, bu, Allah'ın dilediği kimselere hem erkek hem de kız çocukları bir arada bahşetmesi, yani nesli çoğaltması anlamındadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zevc' kavramının Kur'an'da sadece evlilik bağlamında değil, aynı zamanda 'tür', 'çeşit' ve 'çift' anlamlarında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yüzevvicuhum zükrânen ve inâsen' ifadesi, Allah'ın yaratmadaki çeşitliliğini ve insan neslini farklı cinsiyetlerde (erkek ve kız) çiftler halinde var etme kudretini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zükrân' kelimesinin 'zeker' (erkek) kelimesinin çoğulu olduğunu ve erkek cinsiyetine sahip çocukları ifade ettiğini belirtir. Ayette, Allah'ın dilediği kimselere erkek çocuk bahşetme kudretini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zeker' kelimesinin hem erkek cinsiyetini hem de hatırlama eylemini ifade ettiğini ancak bu bağlamda sadece erkek cinsiyetine işaret ettiğini açıklar. 'Zükrânen' kelimesi, Allah'ın yaratma kudretiyle bahşettiği erkek çocukları ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'inâs' kelimesinin 'ünsâ' (dişi) kelimesinin çoğulu olduğunu ve dişi cinsiyetine sahip çocukları ifade ettiğini belirtir. Ayette, Allah'ın dilediği kimselere kız çocuk bahşetme kudretini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ünsâ' kelimesinin dişi cinsiyetini ifade ettiğini ve 'inâs'ın bunun çoğulu olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın yaratma kudretiyle bahşettiği kız çocukları ifade eder ve 'zükrânen' ile birlikte yaratmadaki çeşitliliği vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'akîm' kelimesinin aslen 'meyve vermeyen' veya 'üretmeyen' anlamına geldiğini ve bu bağlamda çocuk doğurma yeteneği olmayan kişi için kullanıldığını belirtir. Ayette, Allah'ın dilediği kimseyi çocuksuz bırakma kudretini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'akîm' kelimesinin hem erkek hem de kadın için kullanılabileceğini ve çocuk doğurma veya nesil devam ettirme yeteneğinden mahrum olmayı ifade ettiğini açıklar. Ayette, Allah'ın mutlak iradesiyle dilediği kimseyi kısır kılma gücünü gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'akîm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'verimsiz', 'sonuçsuz' ve 'kısır' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın dilediği kimseyi çocuk sahibi olmaktan mahrum bırakma kudretini ve bu durumun Allah'ın iradesiyle gerçekleştiğini vurgular.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'alîm' kelimesinin Allah'ın sıfatlarından biri olduğunu ve O'nun her şeyi kuşatan, gizli ve açık, geçmiş ve gelecek tüm bilgilere sahip olduğunu ifade ettiğini belirtir. Ayette, Allah'ın çocuk verme veya kısır kılma eylemlerinin tam bir bilgi ve hikmetle gerçekleştiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilm' kökünden türeyen 'alîm' kelimesinin, Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyi en ince ayrıntısına kadar bildiğini ve bu bilginin mutlak olduğunu ifade ettiğini açıklar. Ayette, Allah'ın yaratma ve takdir etme eylemlerinin rastgele değil, tam bir ilimle olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kadîr' kelimesinin Allah'ın sıfatlarından biri olduğunu ve O'nun her şeye gücünün yettiğini, hiçbir şeyin O'nun kudretinin dışında olmadığını ifade ettiğini belirtir. Ayette, Allah'ın dilediğine çocuk verme, dilediğini kısır kılma gibi eylemlerinin O'nun mutlak kudretiyle gerçekleştiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kudret' kökünden türeyen 'kadîr' kelimesinin, Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyi dilediği gibi yapmaya muktedir olduğunu ve hiçbir şeyin O'nu aciz bırakamayacağını açıklar. Ayette, Allah'ın yaratma ve takdir etme eylemlerindeki mutlak gücünü ve iradesini gösterir.
Şûrâ Sûresi
Akıl ve nefis evlatlarını çift olmak üzere yani üretkenli ve program üzere verir. Dilediği kısır yapar bundan mahrum eder. Tabii bu mahrumiyet nefsi emmare üzere yaşayanın hayal ve vehmi kaynaklıdır. Kendi, kendini bu hakikatten perdeleyip, kısır görüşlüdür. (Murat Derûni)