İçeriğe atla
Zuhruf 85Cüz 25 · Sayfa 495

Zuhruf Sûresi 85. Âyet

الزخرف

Sohbete sor

Ve tebârake-lleżî lehu mulku-ssemâvâti vel-ardi ve mâ beynehumâ ve 'indehu ‘ilmu-ssâ'ati ve-ileyhi turce'ûn(e)

Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O'nun katındadır ve yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

Zuhruf Sûresi

Gök zât mertebesi ve yer ef’al merteirabesini ifade etmektir. Ve arasında olan esmâ ve sıfât mertebelerinin de mülkü O’na aittir.

Kişininde kendi varlığında bulunan ef’ali, esması, sıfatı, zatı hakkın varlığından başkasına ait değildir. Kyamet saatine kadar kiracı misali bu bedende tasarruf sürmekte ama ölmeden önce ölmez ve hayali olarak ahirine giderse yaptığından sorumlu olacaktır. (Murat Derûni) Mülkümüz, ilk halde bedenimizdir çünkü ilâhî tecellidir. Madde mertebesinde insan bedeninden daha mükemmel bir oluşum tasavvur etmek mümkün değildir. Bâtın yönden ise Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın insandaki zâti tecellisi yani rûhaniyeti, vahdaniyyetidir.

Bu âyeti kerîmeye bu şekilde baktığımız zaman insanın ne kadar mükemmel bir varlık olduğunu görebiliriz. Madde bedenimiz o kadar mükemmel bir oluşumdur ki normal çalışması içinde o mükemmelliğin farkında olamıyoruz. Ne zaman ki bir arıza, hastalık ortaya çıkıyor ve biz biraz zorlanmaya başlıyoruz işte o zaman kıymetini anlıyoruz. Bu mükemmelliği madde yönüyle dahi anlamamız mümkün değilken, bu oluşumun daha ötesi olan rûhani yapımız vardır.

İçinde bulunduğumuz bu kesif olan mülk âlemi tecelli-i İlâhiyyenin madde mertebesi yönünden en kemalli zuhur halidir. Bundan sonraki zuhur âlemi ise hem lâtif hem de kesif olan İnsan-ı Kâmil âlemidir. (T.B.) “ İz- -T-B- ” Sadece şekil olarak dönmek yeterli değildir onun bireysel varlıkta da inkılâbı, zuhuru gerekiyor.

Hayali ve vehimi yaşantıs sürenlerin vechi nefsi emamrelerine dönüktür. Zaruri ölüm ile öldüklerinden, ölümden haberdan bile olmadan hayali olarak” döneceklerdir.

Bütün insânlara olan tecelliler ile irfan ehline olan bu tecelliler arasındaki fark şöyledir; irfan ehli bunları bilerek müşahede eder, yani gelen hayat akışının Allah’ın Hayy esmâsından geldiğini bilerek yaşar, diğerleri ise bunun farkında olmadan gaflette bir yaşam içerisinde oldukları halde, irfan ehli kendilerinde oluşan hayatın ve diğer oluşumların Allah’ın Esmâ-i İlâhiyelerinin zuhuru olduğunu irfaniyetleri yönünden ve Allah’a dönmüşüz derler. (Murat Derûni)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)