Yaġşâ-nnâs(e)(s) hâżâ ‘ażâbun elîm(un)
(O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.
Ey Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır.
Duhân Suresi'nin 11. ayeti, kıyamet alametlerinden biri olan dumanın insanları kuşatmasını ve bunun acı verici bir azap olduğunu bildirmektedir. Ayet, 'yuğşâ', 'nâs' ve 'azâb' gibi temel kavramlar üzerinden bu dehşet verici sahneyi tasvir ederken, 'elîm' kelimesiyle azabın niteliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğaşy (غشي), bir şeyi örtmek, kaplamak ve kuşatmak anlamına gelir. Ayetteki 'yeğşâ' fiili, dumanın insanları her yönden sararak onları görünmez kılması ve üzerlerini tamamen örtmesi durumunu ifade eder. Bu, sadece bir örtme değil, aynı zamanda bir kuşatma ve nüfuz etme anlamı taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yeğşâ' kelimesini 'yuğattî' (örter) ve 'yestevlî' (hakim olur) olarak açıklar. Bu ayette dumanın insanları bürüyerek onları etkisi altına almasını, onlara musallat olmasını ve üzerlerini tamamen kaplamasını mecazi bir anlatımla ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İnsan (إنسان), 'üns' (yakınlık, alışkanlık) kökünden türemiştir ve topluluk halinde yaşayan, birbirine alışan varlıkları ifade eder. Ayetteki 'en-nâs' kelimesi, genel olarak tüm insanlığı kapsar ve dumanın etkisinin belirli bir zümreye değil, bütün insanlığa yönelik olacağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'nâs' kavramının genellikle 'insanlık' veya 'halk' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, dumanın bürüyeceği 'nâs', belirli bir grup veya kavimden ziyade, kıyamet öncesi tüm insanlığı kapsayan geniş bir anlam taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azâb (عذاب), bir şeyi tatlı ve hoş olmaktan alıkoyan, acı veren her şeydir. Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına isyanları sebebiyle verdiği ceza ve sıkıntı anlamında kullanılır. Bu ayetteki duman, insanlara acı veren, onları sıkıntıya sokan bir ilahi ceza olarak nitelendirilmektedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Azâb, bir şeyi tatlı ve hoş olmaktan uzaklaştıran, acı veren her şeydir. Ayetteki 'azâb' kelimesi, dumanın insanlara yaşatacağı fiziksel ve psikolojik sıkıntıyı, acıyı ve cezayı ifade eder. Bu, sadece bir rahatsızlık değil, aynı zamanda ilahi bir uyarı ve cezalandırmadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Elem (ألم), bedende veya ruhta hissedilen şiddetli acıdır. 'Elîm' ise bu acıyı veren, acı verici anlamına gelir. Ayetteki 'azâbun elîm' ifadesi, dumanın sebep olacağı azabın sıradan bir sıkıntı değil, son derece şiddetli ve can yakıcı bir acı olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Elîm, 'elem' kökünden türemiş olup, acı veren, ızdırap veren demektir. Kur'an'da genellikle azap kelimesiyle birlikte kullanılarak azabın şiddetini ve derinliğini ifade eder. Bu ayette dumanın getireceği azabın niteliğini belirterek, onun dayanılmaz bir acı kaynağı olacağını belirtir.
Duhân Sûresi
DUHAN-I MÜBİN, aşikara, apaçık bir duman demektir. Bu duman hakkında iki tefsir rivayet olunmaktadır. Birisi İbnü Mes'ud Hazretleri'nden rivayet olunduğuna göre şiddetli açlık ve kıtlık seneleridir, çünkü çok aç olan kimseye gerek gözlerinin zayıflığından ve gerek çok kuraklık ve kıtlık senelerinde havanın fenalığından Sema (gökyüzü) dumanlı görünür. Bir de Araplar gelmesi çok kuvvetle muhtemel olan şerre "Duhan" derler. Nitekim "dumanlı hava" deyimini biz de kullanırız. Olay şudur: Kureyş Resulullah (s.a.v.)a isyanda ileri gitmek isteyince aleyhlerine şöyle dua etti: "Allah'ım! Mudar kabilesine karşı cezanı şiddetlendir ve onlara Yusuf'un seneleri gibi seneler göster." Yani, Yusuf'un seneleri gibi kıtlık seneleriyle sıkıntıya uğramalarını niyaz etti. Bunun üzerine onları bir kıtlık yakaladı hatta cife, kemik, ilhiz yediler. Kişi yer ile gök arasını duman görüyordu. Söyleyenin sesini işitir dumandan kendisini görmezdi. Buyurulduğu gibi insanları sarmıştı.[10]
Duman, bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara veya esmer renkli gazdır.
Duman ile sis birbirine çok benzeyen, ancak aynı olmayan şeylerdir. Eğer gaz içinde ince sıvı damlacıkları yayılmış ise bu sistir. Duman ise katı, sıvı ve gazların karışımıdır. Bacadan çıkan dumanda kül, yanmamış kömür, karbon (is), yoğunlaşmış su damlacıkları ve katran tanecikleri bulunur. Duman yukarıya doğru yükselirken hava tabakalarına çarpar ve kendine uygun bir yol bulur. Kendisinde bulunan enerji zamanla kaybolur, rüzgâr varsa duman hemen havaya karışır.[11]
Melamin Reçineler gibi yanıcı maddelerin cinsine göre çıkan toksik gazlar Hidrojen siyanür, NH₃ Amonyak'tır. Görüldüğü üzere yangınlarda oluşan duman karışımda yanıcı maddenin özelliklerine bağlı olarak çok farklı zehirli – zararlı toksik gazlar ortaya çıkmaktadır.
Karbonmonoksit (CO) renksiz, kokusuz, tatsız ve zehirli bir gazdır; oksijenin yetersiz olduğu ortamlarda yanma sonucu ortaya çıkar ve oluşan duman, iç mekânda birikerek onu soluyan insanları ve hayvanları zehirleyebilir.
Toksik, Latince kökenli bir kelime olup “zehirli” anlamına gelir. Genellikle tıp, kimya ve çevre bilimlerinde kullanılır ve insan sağlığına ya da canlı yaşamına zarar verebilecek maddeleri tanımlamak için tercih edilir. Örneğin, toksik madde, vücutta istenmeyen tepkilere yol açan kimyasallardır.
Kandaki oksijen miktarının düşük olması, akciğerlere ulaşan havanın karbonmonoksit gibi zehirli bir gaz olması zehirlenmenin yaşanmasına neden olur. Ciddi sağlık problemlerine neden olan bu olay anlaşıldığı andan itibaren tedavi edilmediler. Aksi takdirde kalıcı hasarlara hatta en kötü ihtimalle ölüme neden olur.[12]
Duman, karbonmonositin insan sağlığı için ne kadar zararlı zehirli bir madde olduğu anlaşılmaktadır.
Yaşadığımız büyük şehirlerde son yıllarda doğalgazın yaygınlaşması ile kışın katı yakıt dumanı ile oluşan ve yayılan hava kirliliği azalsada küçük yerleşim yerlerinde hala bu sorunun devam ettiği yerler vardır.
Duman kirliliğinin bir başka sorunu ise Sigara ile oluşan ve sağlığı tehlikeye atan dumandır. Babam ve Kayınpederimi bu yüzden Akciğer kanseri ile yüzleşmelerinden ötürü bu konuya değinmeden geçemiyeceğim.
Gözle Görülmeyen Tehlike: Üçüncü El Sigara Dumanı Sigara kullanımının vücuda verdiği zararların yanı sıra, kullanım sonucu ortaya çıkan dumanın havaya yayılması da sağlık açısından önemli sorunlara neden olmaktadır. Sigara dumanında 4.000’den fazla zehirli kimyasal madde bulunmaktadır. Karbon monoksit, amonyak, pil asidi ve siyanür gibi çeşitli maddeler bu dumanda yer almakta olup, 50’den fazlasının da kansere neden olduğu bilinmektedir. Sigara içen kişinin kendi akciğerlerine çektiği duman birinci el dumandır. Sigaranın yanması ve sigara içen kişinin dumanı üflemesiyle ortaya çıkan bileşim de ikinci el sigara dumanıdır. Gözle görülebilen bu dumanı solumak pasif içicilik olarak adlandırılmaktadır. Sigara içilen ortamlarda bulunan ve sigara içen kişinin yanında dumanını soluyan diğer kişiler pasif içici olarak kabul edilmektedir.
Üçüncü el sigara dumanı ise içilen sigara dumanının; saç, deri, kıyafet, parke, mobilya, perde, duvar, halı ve diğer yüzeyler üzerine sinmesi sonucu oluşan kalıntılardır. Birinci ve ikinci el dumandan geriye kalan bu kalıntılar pek çok kişi tarafından bilinmemekte ve zararlı olabileceği düşünülme-mektedir. Bu kalıntıların yüzeylerde uzun süre kalabildiği çeşitli çalışmalarda tespit edilmiş olup, sigara içen kişilerin taşınıp bulunmadığı evlerde bile üçüncü el dumanın varlığına rastlanmıştır. Sigara içilen ortam ne kadar havalandırılsa da bu yöntemin, eşyalara ve duvarlara yapışan duman kalıntılarını yok etmediği bilinmektedir. Çocuklar, yetişkinlerden farklı olarak sigara dumanından daha fazla etkilenmektedir. Yapılan çalışmalar, çocukların yetişkinlerden 2 kat daha fazla toz yuttuğunu belirtmektedir.
Çocuklar, başta anne-babaları olmak üzere kendileriyle birlikte aynı ortamı paylaşan sigara içen kişiler nedeniyle ikinci ve üçüncü el sigara dumanına maruz kalmaktadır. Birlikte paylaşılan ortam sadece ev olarak düşünülmemelidir. Örneğin, arabada cam açık sigara içilse dahi araba koltuklarına duman sinmekte ve üçüncü el dumanın ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle bebekler, kapalı ortamlarda ve zeminlerde daha fazla vakit geçirmekte olup daha fazla toz solumaktadırlar. Sıklıkla ellerini ağızlarına götürmektedirler ve eğer sigara içilen bir ortamda bulunuyorlarsa bu yolla direkt üçüncü el duman kalıntılarını vücutlarına almaktadırlar. Bu nedenle sigara içen ebeveynler ile büyüyen çocukların daha sık enfeksiyon hastalıklarına yakalandıkları bilinmektedir.
Üçüncü el dumanın varlığı nedeniyle sadece açık havada sigara içerek çocukları dumandan korumak pek mümkün görünmemektedir. Sigara açık havada içilip kapalı ortama giriş yapıldıktan sonra bile nefesten, sigara tutulan elden ve giysilerden karbon monoksit gibi sigarada bulunan zararlı maddeler yayılmaya devam etmektedir.
Sigara içme davranışı sonrası çocuğuna sarılan, onu kucağına alan bir anne veya baba bu davranışıyla çocuğunu üçüncü el dumana maruz bırakmış olur. Kıyafetler değiştirilip eller yıkanırsa ve yakın temas kurulmazsa üçüncü el dumandan ancak korunma sağlanabilir.
Çocukları pasif içicilikten korumak için sigarayı açık havada içmek, bir zarar azaltma yöntemi olup üçüncü el dumanın varlığını yok etmemektedir.
Sigara dumanına maruz kalmanın, sigara içme davranışı sonlandıktan sonra bile devam ettiği bilindiğine göre, anne ve babaların üçüncü el sigara dumanına karşı farkındalıklarının oluşması ve çocuklarının sağlığı için sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir.
YEDAM, 12 yaş ve üzeri bireylere tütün danışmanlık desteği sağlar. Gerekli durumlarda tıbbi destek için yönlendirmeler ve aile görüşmeleri gerçekleştirilir. Sigara kullanım isteği ve yoksunluk belirtileri ile başa çıkma, tekrarı önleme gibi konularda ücretsiz danışmanlık hizmeti verilir. Destek almak isteyen herkes 115 Danışma Hattını arayabilir.[13]
Bekli bu çalışma bir tefsir ve tefekkür çalışması ama bu sorun toplumu ilgilendiren ve sağlığın etkileyen bir durum ve önemli gördüğüm için ve farkındalık oluşturması bakımından buraya aldım. Bu kadar ile iktifa ederek yolumuza devam edelim.
Duman, karbonmınoksit olarak adlandırılıyor ve “CO” kimyasl formülü ile ifade ediliyor. Atom numaraları “Karbon” 6 ve “Oksijen” 8 ile ifade ediliyor. Ne kadar garip ki içinde Oksjen olduğu halde başka bir forma giriyor ve zehirleyip nefes almayı engelleyip ölümü tadışa sepep oluyor.
Sayısal değeride 8+6= 14 dür. (14) ise Nûr-u Muhammedidir. Dumanın bağlı olduğu yer burasıdır. Ve her mertebeye seyran edip o mertebenin havasını bozabildiği aşikardır. Onun için dikkatli olmalıdır.
Gök, gönül olduğuna göre gönül göğünün dumanla kaplanmasıda oranın artık nefsi emmarenin ateşi ile dolması ve Nûr-u Muhammedinin aydınlatmasından istifade edemeyecek hale gelmesidir. Duman kaplanan yerde bir müddet sonra yanıcı sıcaklığa ulaştığı zaman orada bulunan nesneler yanıp tutuşmaya başlar. Kişinin nefsani, hayali ve vehimi firikleri olan ne varsa yanar ve tutuşur elde bir şey kalmaz ve bu onun için elem verici bir azap olur.
İrfan ehlinin ise gönlüne nefesi rahmani olan ilahi Muhabbet ateşi dolar ve nefsani hayal ve vehimi yakar yine bu nefsi emmare için elem dolu bir azaptır. Gönül kabesindeki putlar yanıp yok olacaktır. (M.D.) Duman hakkkında faydalı olur düşüncesi ile Rahmân sûresi ile yolumuza devam edelim.
(55/35) “yürselü aleyküma şüvazun min narun ve nühasün fela tentesırani “nardan/ateşten şüvaza/alev (şevk, gayreti) ve nühas/alevsiz dumandan üzerinize irsal edilir/gönderilir bu alde la tentesırani/savunamaz, destek olamazsın (55/35) “Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız”.
Cin ve insan topluluklarının özelliklerinden olan ateş arttıkça, bulunduğu yere zarar vermeye başlar.
Eğer azaltılmazsa, kendini de yakar, yok eder.
Bu ateş dengelenmezse “nur”a ulaşılamaz.
Allah’a ulaşmak için varlığımızda mevcut olan ilahi “nur” ve “ruh”u ortaya çıkarıp güçlendirmek zorundayız. Başka türlü yukarıda bahsedilen yerleri aşmak mümkün olmamaktadır.
İşte kendinde bulunan ilahi hakikatleri zuhura çıkarmaya dönük faaliyetleri gerçekleştiremeyen kimsede, nefsani ve bireysel faaliyetler ortaya çıkacağından, bu da ateş unsurunu arttırmış olacağından, böylece Hak’tan o nispette uzaklaşmış olacaktır.
“Üzerinize alev ve duman gönderilir.”
“Alev”, ihtiras; “duman” ise, perde ve belirsizliktir.
Eğer Hakk’ın belirlediği hayat düzeninin dışında yaşamaya devam edersek, yukarıdaki ayetin hükmü altına girmiş olduğumuzdan üzerimize, yani kalbimizin üzerine dünya ihtirası, perdelenme ve kargaşa gönderilir de bunu döndürmemiz mümkün olmaz. Ancak “sultan” (ilahi bir yardım) ile bunlardan savunmak mümkün olabilmektedir.
Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor:
[Ve bir bakır, yani erimiş bakır yahut bakır gibi kızıl bir duman veya zehirli bir duman ki; hem yakar, hem boğar. Bundan kendinizi savunamaz ve kaçıp gidemezsiniz. Yakalanır ve yakılırsınız.][14] “ İz- -T-B- ”