Fe-esri bi'ibâdî leylen innekum muttebe'ûn(e)
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
Allah buyurdu ki: "Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz.
Duhân Suresi'nin 23. ayeti, Hz. Musa'ya verilen ilahi bir emri içermektedir. Ayet, 'geceleyin yola çıkma' ve 'takip edilme' eylemleri üzerinden bir kurtuluş ve tehdit durumunu dilbilimsel olarak ifade eder. Anahtar kavramlar, bu emrin aciliyetini ve sonuçlarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'سَرَى' fiilinin asıl anlamının 'gece yürümek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'فَأَسْرِ' emri, Hz. Musa'ya kavmini geceleyin yola çıkarması talimatını vermektedir, bu da eylemin gizliliğini ve aciliyetini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'سَرَى' fiilinin 'geceleyin gitmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki emir, Firavun'un takibinden kaçmak için gece vaktinin seçildiğini, bunun mecazi olarak bir kurtuluş yolculuğunun başlangıcı olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki hareket fiillerinin genellikle belirli bir amaca yönelik olduğunu belirtir. 'سَرَى' fiili de burada ilahi bir kurtuluş planının parçası olarak, belirli bir yöne doğru geceleyin yapılan bir hareketi ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'عبد' kelimesinin 'itaat etmek, boyun eğmek' anlamından geldiğini ve 'kul'un da Allah'a itaat eden varlık olduğunu belirtir. Ayetteki 'عبادي' ifadesi, Allah'ın özel olarak seçtiği ve himayesine aldığı kullarını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'abd' kelimesinin hem 'köle' hem de 'Allah'a ibadet eden kişi' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanım, Allah'ın Hz. Musa'ya kendi kullarını kurtarma emrini verdiğini, bu kulların ilahi bir aidiyete sahip olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'abd' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak 'Allah'ın kulları' anlamının genellikle özel bir seçilmişliği ve ilahi himayeyi ifade ettiğini belirtir. Burada da İsrailoğulları'nın Allah katındaki özel konumunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ليل' kelimesinin bilinen 'gece' anlamında kullanıldığını ve bu zaman diliminin genellikle gizlilik, sükunet veya belirli eylemler için tercih edildiğini belirtir. Ayetteki 'ليلاً' ifadesi, yolculuğun gece yapılmasının stratejik bir önem taşıdığını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ليل' kelimesinin karanlığı ve örtücülüğü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'ليلاً' kullanımı, Firavun'un ordusundan gizlenerek kaçışın bir parçası olarak gece vaktinin seçildiğini, bu durumun ilahi bir planın parçası olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da zaman kavramlarının sadece kronolojik bir anlam taşımadığını, aynı zamanda belirli olayların atmosferini ve önemini de yansıttığını ifade eder. 'Gece' burada, ilahi bir müdahalenin ve kurtuluşun gerçekleştiği kritik bir zaman dilimini işaret eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'تبع' fiilinin 'birinin peşinden gitmek, izlemek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'مُّتَّبَعُونَ' kelimesi, İsrailoğulları'nın Firavun ve ordusu tarafından takip edileceğini, dolayısıyla bir tehlike altında olduklarını açıkça ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'مُتَّبَع' ism-i mef'ulünün 'takip edilen, izlenen' anlamını taşıdığını ve bu durumun genellikle bir tehdit veya kovalamaca bağlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki kullanım, ilahi emrin aciliyetini ve Firavun'un takibinin kaçınılmazlığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'تبع' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle bir eylemin sonucunu veya bir durumun kaçınılmazlığını ifade ettiğini belirtir. 'مُّتَّبَعُونَ' ifadesi, İsrailoğulları'nın kaçışının Firavun'un tepkisini tetikleyeceğini ve bir kovalamacanın başlayacağını önceden haber verir.
Duhân Sûresi
(Ve lekad evhaynâ ilâ mûsâ en esri bi ibâdî fadrib lehum tarîkan fîl bahri yebesen, lâ tehâfu dereken ve lâ tahşâ.)
(Tâ-Hâ-20/77) “Ve andolsun ki Biz, Mûsâ’a vahyettik ki: “Kullarımla gece (yola) çıkıp yürü! Sonra da (asânla) vurarak onlar için kuru bir yol aç! (Fir’âvnun size) yetişmesinden korkma ve (suda boğulmaktan da) endişe etme!”
Fir’âvn ve taraftarlarının bu gösteride Mûsâ (a.s.)a yenik düşmelerinden sonra Mûsâ (a.s.) artık bir şeyler yapma zamanının geldiğini hissediyor ve bekliyor idi. İşte bu hâl içinde. “evhaynâ ilâ mûsâ en esri bi ibâdî” “Kullarımla gece (yola) çıkıp yürü! Dedik. İşte böylece İshak (a.s.) dan başlayan “Benî isrâîl” in “esri-isr” gece yolculuğu, yani ma’nâ yolculuğu bir başka hâl üzere tekrar burada Tenzih-mertebe-i Mûseviyyetten, kaldığı yerden devam etmeye başlayacaktır.
Bir bakıma gece yolculuğu nefs ve beden zulmeti karanlığında Hakk’ın nurunu arama çalışmalarıdır. Bu da yapılan zikirlerle ve ibadetlerle olmaktadır. Ayrıca gece karanlığı, henüz daha yoğun madde-anasır beden elbisesi giymemiş olan ervah’ın batındaki lâtif varlıklarıdır. Onların vücûda-görüntüye gelmeleri için geçireceği yolları da “isr” dir.
Sonra da (asânla) vurarak onlar için kuru bir yol aç! Sana verdiğimiz asâ ve kol kudretiyle suya vurarak, senin suda başladığın “isr” gece yolculuğunun bir başka aşamasına gelmiş olmaktasın. O gün seni nasıl suda boğulmaktan kurtardığımız gibi korkma kavminle beraber gene kurtarırız. Kuru yol ise şeriat-ı Mûseviyye’dir. Ve o yoldan karşıya geçtiler.[22] “ İz- -T-B- ”