İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubârake(tin)(c) innâ kunnâ munżirîn(e)
(2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
O apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.
Duhân Suresi'nin 3. ayeti, Kur'an'ın mübarek bir gecede indirildiğini ve Allah'ın insanları uyarıcı olduğunu vurgulamaktadır. Ayet, vahyin kaynağını ve amacını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nüzûl (نزول), bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesidir. Enzâl (إنزال) ve tenzîl (تنزيل) ise indirme eylemini ifade eder. Ayetteki 'enzelnâhu' ifadesi, Kur'an'ın Allah katından bir defada veya peyderpey indirilmesini, yani vahyedilmesini belirtir. Bu, Kur'an'ın ilahi menşeini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Enzâl, bir şeyi bir yerden başka bir yere nakletmek, göndermek anlamındadır. Kur'an'ın 'indirilmesi' mecazi olarak, Allah'ın kelamının insanlara ulaştırılması, vahyedilmesi demektir. Bu ayetteki kullanımı, Kur'an'ın ilahi bir mesaj olarak insanlığa sunuluşunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Nüzûl kavramı, Kur'an'ın Allah'tan insanlara doğru bir akışını, ilahi bir iletişimi ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir iniş değil, aynı zamanda manevi bir aktarım ve vahiy sürecidir. Ayetteki 'enzelnâhu', Kur'an'ın ilahi bir kaynak tarafından insanlığa bahşedildiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Leyl (ليل), günün karanlık kısmıdır. Ayette 'fî leyletin mübâraketin' ifadesi, Kur'an'ın indirildiği zamanın özel bir gece olduğunu, bu gecenin kutsiyetini ve bereketini vurgular. Bu, Kadir Gecesi'ne işaret eden bir kullanımdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Leyl, güneşin batışından şafağın sökmesine kadar olan süredir. Kur'an'da 'mübarek gece' olarak nitelenmesi, bu gecenin sıradan bir gece olmadığını, ilahi lütuf ve bereketle dolu olduğunu, dolayısıyla Kur'an'ın indirilişi için seçilmiş özel bir zaman dilimi olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Bereket (بركة), Allah'tan gelen ilahi hayrın ve faziletin artmasıdır. 'Mübareke' (مباركة) ise bereketli kılınmış, bereket verilmiş demektir. Ayette 'leyleh mübârakeh' ifadesi, Kur'an'ın indirildiği gecenin ilahi lütuflarla dolu, hayırlı ve feyizli olduğunu, bu gecenin değerini ve kutsiyetini belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Bereket, bir şeyde hayrın ve artışın devamlı olmasıdır. 'Mübareke' kelimesi, bu gecenin sadece bir zaman dilimi olmaktan öte, ilahi rahmetin ve feyzin bolca tecelli ettiği, manevi değeri yüksek bir gece olduğunu ifade eder. Kur'an'ın bu gecede indirilmesi, gecenin bereketini daha da artırmıştır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Bereket kavramı, Kur'an'da genellikle ilahi kaynaklı iyilik, bolluk ve süreklilik anlamında kullanılır. 'Mübareke' sıfatı, bu gecenin sadece bir zaman dilimi olmadığını, aynı zamanda ilahi bir seçimin ve lütfun tecelligahı olduğunu, bu nedenle büyük bir değer taşıdığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İnzâr (إنذار), bir şeyi korkutarak haber vermektir. Munzir (منذر) ise uyarıcı demektir. Ayette 'innâ künnâ munzirîn' ifadesi, Allah'ın insanları gelebilecek azaba karşı uyarıcı olduğunu, bu uyarının Kur'an aracılığıyla gerçekleştiğini ve Allah'ın bu rolünün sürekliliğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İnzâr, bir tehlikeye karşı önceden haber vermek ve sakındırmaktır. Allah'ın 'munzirîn' olması, O'nun insanlara doğru yolu göstermesi, yanlış yoldan sakındırması ve ahiret azabına karşı uyarması anlamına gelir. Bu, Allah'ın kullarına olan merhametinin bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İnzâr kavramı, Kur'an'da peygamberlerin temel görevlerinden biri olarak öne çıkar. Allah'ın 'munzirîn' olması, O'nun insanlara doğru yolu gösterme ve onları kötü akıbetten koruma iradesini yansıtır. Bu, ilahi adaletin ve merhametin birleştiği bir eylemdir.
Duhân Sûresi
Âyet-i kerime zât mertebesi âyetlerindendir.
Gece ve gündüz sadece dünyâdaki oluşuma göredir, rahmâniyet ve rubûbiyyette gece yoktur. Burada bahsedilen geceden maksat gerçek mânâsı ile kişinin kendi arzındaki gecesidir yani şuurlanma gecesidir. Bunun sonucu kişide nefsâniyetine ait hiçbir varlık kalmaz. Orası kararır ve bu karanlığa gelen Allah’ın nûru orasını aydınlatır. Kişinin varsandığı kişiliğine ait bütün ışıklar sönecek ve onların sadece hevâ olduğu anlaşılacak ki kişi aydınlanma ihtiyacı hissetsin. Heva yıldızı kişilerde olduğu sürece bir âyetin, bir ilhamın gelmesi mümkün değildir.[4] “ İz- -T-B- ”
“inna enzelnahü” “muhakkakki biz onu indirdik,” “fi leyletin mubareketin” “mübarek bir gece içersinde indirdik,” “inna künna münzirin” “muhakkak’ki biz korkutuyoruz”, Buradaki gecenin bazı alimler tarafıdan “inna enzeinahü fiy leyletin mubareketin” ile belirtilen gecenin, Berat gecesini belirttiği söyleniyor, aynı ayeti Kadir gecesi olarakda söyleyenler var ise de, Berat gecesi olması daha mümkündür, Çünkü Kadir gecesi hakkında belirtilen “Kadir gecesinde inmiştir” lafzı vardır.
Burası Berat gecesiyle ilgili olmalıdır.
Çünkü Cenab-i Hak Kur’an-ı Keriym-i “levhi mahfuz”dan ikinci kat gökteki “Beyt’ül Ma’mur”a indirdi.
“Beyt’ül Ma’mur”dan da Kadir gecesi “Beytül Haram”a indirdi ve bu Beyt’ül Harama inmeyi 23 senelik bir süre içerisinde oldu.
“Beytül Ma’mur”a bir defada geldi oradan “Beytül Haram”a yani “insana”, “peygambere” görevli melek tarafından 23 senede indirildi.
Kadir gecesinde Hira dağında gelen ayet “İkra” “oku” idi.[5] “ İz- -T-B- ” Keşşaf'ın Kur'ân'ın inişi hakkındaki bu son beyanı, bu gecenin Berat gecesi olduğunu söyleyenlerin görüşüne uygun düşmüş oluyor. Çünkü Kadir gecesinde ilk kez Peygamber'e indirilmeye başlanmıştır. Onun için Kâdî ve Ebu's-Suud şöyle demişlerdir: "İlk defa o gece indirilmeye başlandı. Veya o gece cümleten (toptan) Levh'ten dünya semasına indirildi ve Cebrail (a.s.) sefereye (yazıcı meleklere) imlâ etti, sonra da Peygamber'e yirmi üç senede kısım kısım indiriyordu." Fahruddin Razî de şöyle kaydetmiştir: Rivayet olunur ki: Atıyye-i Harûrî, İbnü Abbas hazretlerinden "Gerçekten biz onu kadir gecesinde indirdik." (Kadr, 97/1) ifadesi ile "Gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik." (Duhan, 44/3) ifadesini şöyle sordu: Yüce Allah Kur'ân'ı ayların hepsinde indirmiş iken bu nasıl sahih olur? İbnü Abbas (r.a.) hazretleri de dedi ki: Ey İbnü Esved! Ben helak olsam da bu nefsinde kalsa cevabını da bulamazsan helak olacaktın. Kur'ân cümleten (toptan) Levh-i mahfuzdan Beyti Ma'mura indi ki o dünya semasıdır. Sonra onun arkasından olayların çeşitlerine göre, durumdan duruma nazil oldu.
Demek ki, Kur'ân'ın bir toptan inişi, bir de kısım kısım inişi vardır. Toptan inmesi bir defada olmuştur. Buna daha çok "İnzal" deyimi uygundur. Kısım kısım inmesi de Peygamber'e azar azar yirmi üç senede omuştur. Buna da "Tenzil" deyimi uygundur. Bunların aynı mânâda kullanıldıkları yadırganmadığı gibi, "tenzil"in her necmi (kısım kısım inmesi) ayrıca düşünüldüğü zaman yine "inzal" denilmek uygun olacağından birinin bir gecede birinin de diğer gecede olması iki rivayetin uzlaştırılmasına daha uygun gelecektir. Şu halde "mübarek gece"nin "berat gecesi" olması, "Gerçekten biz onu kadir gecesi indirdik." (Kadr 97/1) buyurulmasına aykırı olmayacaktır.[6]