İçeriğe atla
Duhân 4Cüz 25 · Sayfa 496

Duhân Sûresi 4. Âyet

الدخان

Sohbete sor

Fîhâ yufraku kullu emrin hakîm(in)

(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Duhân Sûresi

Yolumuza Mesnevi-i Şerif beyitleri ile devam edelim.

Ondan parlayan her gevherin nurundan Hak ve bâtıla furkân olurdu.

“Nûr”dan murâd nûr-ı Hak; “gevher’’den murâd kalb-i âriftir. Ya’ni, Hakk’ın nûrundan parlayan her kalb-i arifin pertevinden, hak ve bâtıl seçilir ve hak bâtıl ve bâtıl dahi hak sûretinde görünmez, imdi, nûr ve hâdî olan Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlü, hak ve bâtılı zerre zerre ayırmıştır. Velâkin kulûb-ı âmme nûr-ı Hak’tan müstenîr olmadığından, bâtılı hakka ve hakkı da bâtıla bürünmüş bir halde görüp, yollarını şaşırırlar.

Furkânın nuru bizim için zerre zerre Hak ve bâtılı ayırıp fark eyledi.

“Furkân", Kur’ân-ı Kerîm’in isimlerinden biridir. Zîrâ vücûdda Hakk’ı ve halkı ve tayyibi ve habisi ve hakkı ve bâtılı ve helâli ve harâmı birbirinden ayırmıştır. Nitekim sûre-i Duhân’da (Duhân, 44/4) “O Kur’ân’da emr-i hakîmin kâffesi ayrılmıştır" buyurulur. “Nûr-ı Furkân”dan murâd, İsm-ı Zahir tecellîsidir. Zîrâ nûr, kendi zâhir ve eşyâyı muzhirdir; ve eğer ism-i Zâhir’in tecellîsi olmasa, bu ayrılıkların cümlesi ism-i Bâtm’ın taht-ı hîtasında bi’l-ittihad muhtefi olurdu. Ve Nebiyyi zışanın sûret-i müteayyinesi de ism-i Zâhir’in tecellîsi iktizâsından olup, mazhar-ı ism-i câmi’ olduğundan, ayn-ı Furkân kendileri olur. Ve bu i’tibâr ile nûr-ı Furkân onların nûru olur ve bu nûr ise ancak nûr-ı Hak’tır.

O gevherin nûru bizim gözümüzün nûru olaydı, hem cevâb ve hem suâl bizden olurdu.

“Nûr-ı gevher”den murâd, nûr-ı Furkân olan nûr-ı bâtın-ı nebevidir. Ya’ni, eğer nûr-ı bâtın-ı nebevî bizim kalb gözümüzün nûru olaydı, herhangi bir müşkil hakkında vârid olan suâl ve suâlin cevâbı bizim bâtınımızdan nebeân ederdi.[7]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)