İnne yevme-lfasli mîkâtuhum ecme'în(e)
Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
Duhân Sûresi
Yeryüzünde konuşulan bütün dillerde, gerçek manasından çok farklı olarak (Tanrı, God, Dieu, Nirvana, Yahova) gibi tek kelime ile ifade edilen “ALLAH” (c.c.) lafzını büyük mütefekkir Muhyiddin-i A’rabiHazretleri, “İsm-üz-zat, cemi-üs sıfat, esma-i mütekabile ve sıfat-ı mütezatte cem’inin ehadiyetine ALLAH (c.c.) denir.” Yani “Zatinin ismi, sıfatlarının kapsamı, zıt isimlerin topluluğu, ve zatî sıfatlarının tamamının toplu halde aldığı isme, ALLAH c.c. denir” diye tarif etmiştir.
Büyüklerimiz ALLAH c. c. lafzı üzerinde çok geniş açıklamalar yapmışlar, Allah (c.c.) lafzı açılımı içinde esmâ-i mütekabile zıt isimlerin topluluğu ifadesi geçmektedir. Manevi seyir yolcusu varlığında bu isimleri tevhit ettiğinde hakkı batıldan ayırt etme günüdür. Varlığındaki halk “Hakk” ile kaim olmuştur. (M.D.) Bizdeki Furkan’da Mûseviyyetten sonra İseviyyet ve Muhammediyyet mertebelerini de sana ayrı ayrı anlattık demek, bizdeki Furkan yani Kûr’ân’ın Furkan’ı, mertebeleri ayıran demektir, eğer öyle bir şey olmasa herşey birbirine karışır, hangi mertebede hangi ilim geçerli olur bilinmez yani hangi hastalığa hangi ilaç verilecek bilinmez, işte Furkan bu meseleyi yerlerinde kullanmaktır. “ İz- -T-B- ”