Mâ ḣalaknâhumâ illâ bilhakki velâkinne ekśerahum lâ ya'lemûn(e)
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
Duhân Sûresi
Bu âyeti kerime de zât mertebesi âyetlerindendir.
(حَقّ) Hak kelimesi iki kaf ile yazılır. “Ha” hakikati ifade edet. “Kaf” kudreti ilahiyyedir. “Şedde” yani şiddet ile oluşan ikinci “kaf” ise birimsel varlıklarda bulunan Hakk’ın orada bulunan kudretine işarettir.
(خَلَقْ) “Halak” Halk kelimesinde “Hakk” ta buluna “Ha” nefsi benlik noktası olarak “Hı” ya dönüşür. “Kaf” harfide “Lam” a dönüşerek “Halk” içinde uluhiyet-ilahlık mertebesinin bulunduğuna işarettir. O zaman uluhiyet-ilah-Allah’ın (c.c.) bulunduğu yerde yaratmanın içi nedir. Hakk olarak Halk ettik demektedir. Bunu görmeyen Hakkı nefsi benlikleri ile görüp (جَقْ) “Hı ve Kaf” olarak görür. “Kaf” ta bulunan sükun harfi ile “Hakk” o mahalde sükün halindedir. “Lam” yani uluhiyet-Allah uzaklarda olan hayali bir tenzihi anlayış ile olduğundan Lam harfi yazılışta yok ama okunuşta vardır. Ve “Ha” Hakikat, nefsi benlik ile perlendiğinden bu kesret âleminde olunanlar Hakk değil Hakk olarak görünür.
Hikmet, ilmü ledün ile olmak ile bilikte her işi yerli yerine koymak ve yapmaktır. Halk, Hakkın esmâ-i ilahiyye zuhurlarıdır. İster Hadi, ister mudill esmâsı zuhuru olsun Allah c.c. bu zuhurlara muhabbet etmiş ve bir görev ile bu âleme göndermiştir. (M.D.)