Ve lekad âteynâ benî isrâ-île-lkitâbe velhukme ve-nnubuvvete ve razeknâhum mine-ttayyibâti ve faddalnâhum ‘alâ-l'âlemîn(e)
Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.
Andolsun ki biz, vaktiyle İsrailoğulları'na kitap, hüküm ve peygamberlik vermiştik. Onları temiz rızıklarla rızıklandırmıştık. Ve onları âlemlerden üstün kılmıştık.
Câsiye Suresi 16. ayet, İsrailoğullarına verilen ilahi lütufları ve onların diğer topluluklara üstün kılınmasını ele almaktadır. Ayet, Kitap, hüküm, peygamberlik, temiz rızık ve âlemlere üstün kılınma gibi temel kavramlar üzerinden Allah'ın İsrailoğullarına yönelik özel ihsanlarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'îtâ'' kelimesinin 'vermek' anlamına geldiğini, ancak sadece maddi şeyleri değil, aynı zamanda manevi lütufları ve ilahi ihsanları da kapsadığını belirtir. Ayetteki 'âtaynâ' ifadesi, Allah'ın İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve nübüvvet gibi manevi değerleri bahşetmesini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'âtâ' fiilinin Kur'an'da 'vermek' anlamında kullanıldığını ve bu bağlamda Allah'ın İsrailoğullarına bahşettiği şeylerin birer lütuf olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımı, ilahi bir bağış ve ihsanı mecazi olarak anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'kitâb' kelimesinin 'yazmak' kökünden geldiğini ve Kur'an'da hem yazılı metinleri hem de Allah'ın hükümlerini ve takdirini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'el-Kitâb', İsrailoğullarına verilen ilahi şeriatı ve Tevrat gibi kutsal kitapları kapsar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kitâb' kavramının Kur'an'da sadece bir metin olmanın ötesinde, ilahi bir rehberlik ve yol gösterici bir otorite anlamı taşıdığını vurgular. İsrailoğullarına verilen 'el-Kitâb', onların hayatlarını düzenleyen ve onlara doğru yolu gösteren ilahi bir yasayı temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'hükm' kelimesinin 'engellemek, mani olmak' kökünden geldiğini ve 'hikmet' ile ilişkili olduğunu belirtir. Hikmet, insanı yanlışlardan alıkoyan bilgi ve doğru karar verme yeteneğidir. Ayetteki 'el-hükm', İsrailoğullarına verilen peygamberlik ve liderlik vasıtasıyla doğru hüküm verme ve adaleti tesis etme yeteneğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hükm'ün hem 'hikmet' hem de 'yargılama' anlamlarına geldiğini açıklar. İsrailoğullarına verilen 'el-hükm', onların hem ilahi bilgeliğe sahip olmalarını hem de toplumlarında adil kararlar verebilme yeteneğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'nübüvvet' kelimesinin 'haber vermek' kökünden geldiğini ve peygamberin Allah'tan haber getiren kişi olduğunu belirtir. Ayetteki 'en-nübüvvet', İsrailoğullarına bahşedilen peygamberlik makamını ve bu makam aracılığıyla ilahi mesajın onlara ulaştırılmasını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'nebî' kelimesinin 'yüksek yer' anlamına gelen 'nebve'den türediğini ve peygamberin insanlar arasında yüksek bir makama sahip olduğunu belirtir. 'Nübüvvet', bu yüksek makamın ve ilahi elçiliğin kendisidir. Ayetteki kullanımı, İsrailoğullarına verilen bu özel ilahi seçkinliği vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'tayyib' kelimesinin 'hoş, güzel, temiz' anlamlarına geldiğini ve hem maddi hem de manevi güzellikleri kapsadığını belirtir. Ayetteki 'et-tayyibât', İsrailoğullarına verilen rızkın sadece helal değil, aynı zamanda lezzetli ve faydalı olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tayyibât' kelimesinin Kur'an'da 'helal ve güzel rızıklar' anlamında kullanıldığını ifade eder. İsrailoğullarına verilen 'tayyibât', onların yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan her türlü temiz ve helal nimeti kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'fadl' kelimesinin 'artık, fazla' anlamından türediğini ve 'üstünlük, fazilet' anlamına geldiğini belirtir. 'Tafdîl', bir şeyi diğerine üstün kılmaktır. Ayetteki 'faddalnâhum', Allah'ın İsrailoğullarına verdiği özel lütuflar sayesinde onları diğer âlemlere göre seçkin ve üstün kıldığını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tafdîl'in bir şeyi diğerine göre daha değerli veya daha üstün kılmak olduğunu açıklar. Bu ayetteki 'faddalnâhum', İsrailoğullarına verilen Kitap, hüküm ve nübüvvet gibi lütuflar sayesinde onların diğer insan topluluklarına karşı bir ayrıcalığa sahip olduğunu gösterir.
Câsiye Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
148) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (16)