Men ‘amile sâlihan felinefsih(i)(s) vemen esâe fe'aleyhâ(s) śümme ilâ rabbikum turce'ûn(e)
Kim salih bir amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
Her kim iyi bir iş yaparsa onun faydası kendisinedir. Kim de kötülük yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra hep Rabbinize döndürüleceksiniz.
Câsiye Suresi 15. ayet, insanın amellerinin karşılığını göreceği temel ilkesini vurgular. Ayet, 'amel', 'salih', 'esâe' ve 'rücu'' gibi anahtar kavramlar üzerinden iyilik ve kötülüğün kişisel sorumluluğunu ve nihai dönüşü ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Amel, kasıtlı olarak yapılan her türlü fiil için kullanılır. Ayetteki 'men amile sâlihan' ifadesi, kişinin bilinçli bir şekilde hayırlı ve faydalı işler yapmasını ifade eder ve bu fiillerin karşılığının kendisine döneceğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Amel, Kur'an'da genellikle insanın iradesiyle gerçekleştirdiği eylemleri ifade eder. Burada 'amel' kelimesi, insanın kendi seçimiyle yaptığı fiilleri kapsar ve bu fiillerin sonuçlarının doğrudan faile ait olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'amel', Kur'an'da sadece bir eylem değil, aynı zamanda ahlaki bir değer taşıyan, iyi veya kötü olarak nitelendirilebilen bir fiildir. Bu ayette 'amel', 'salih' ve 'esâe' ile birlikte kullanılarak, eylemin ahlaki boyutunu ve sonuçlarını ön plana çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Salâh, fesadın zıddıdır ve her şeyin olması gerektiği gibi, düzgün ve faydalı olması halidir. Ayetteki 'sâlihan' kelimesi, yapılan amelin hem Allah katında makbul hem de insanlık için faydalı ve doğru nitelikte olmasını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Salâh, bir şeyin eksikliklerden arınmış, tam ve mükemmel olmasıdır. 'Amel-i sâlih', hem niyet hem de icraat açısından doğru ve faydalı olan, bozukluktan uzak amelleri ifade eder. Bu ayette, kişinin kendisine fayda sağlayacak olan amelin niteliğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'salih' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, sadece ahlaki iyiliği değil, aynı zamanda toplumsal faydayı ve ilahi rızayı da kapsadığını belirtir. Ayetteki 'sâlihan', kişinin hem dünyevi hem de uhrevi açıdan kendisine yarar sağlayacak her türlü olumlu eylemi ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Esâe, 'seyyie' (kötülük) kökünden gelir ve kötü bir fiil işlemeyi ifade eder. Ayetteki 'men esâe' ifadesi, kişinin bilerek veya bilmeyerek yaptığı, başkasına veya kendisine zarar veren, Allah'ın hoşnut olmadığı her türlü kötü fiili kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sû', bir şeyin çirkin ve kötü olmasıdır. 'İsâe', kötü bir fiil işlemek, çirkin bir davranışta bulunmaktır. Ayette, 'esâe' kelimesi, kişinin yaptığı kötü amellerin sonuçlarının kendisine döneceğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sû'' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle ahlaki ve dini anlamda kötülüğü ifade ettiğini belirtir. 'Esâe', kişinin iradi olarak yaptığı ve olumsuz sonuçlar doğuran eylemleri kapsar, bu da ayetteki sorumluluk ilkesini pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Rücu', bir yerden ayrıldıktan sonra tekrar oraya dönmektir. Ayetteki 'türceûn' ifadesi, insanların dünya hayatından sonra Allah'ın huzuruna, yani ahiret hayatına döndürüleceklerini mecazi olarak ifade eder. Bu dönüş, hesap verme ve amellerin karşılığını görme anlamını taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rücu', bir şeyin başlangıç noktasına veya ait olduğu yere geri dönmesidir. 'İlâ Rabbikum türceûn' ifadesi, tüm varlıkların ve özellikle insanların nihai olarak yaratıcıları olan Allah'a döneceklerini, O'nun hükmüne tabi olacaklarını ve amellerinin karşılığını bulacaklarını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rücu', bir şeyin aslına veya başlangıcına dönmesidir. Ayetteki 'türceûn' kelimesi, insanların dünya hayatındaki amellerinin ardından, hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna geri döndürülecekleri ahiret gerçeğini ifade eder. Bu, amellerin sonuçlarının kesinliğini ve ilahi adaleti vurgular.
Câsiye Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
147) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (15)