Śumme ce'alnâke ‘alâ şerî'atin mine-l-emri fettebi'hâ velâ tettebi' ehvâe-lleżîne lâ ya'lemûn(e)
Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
Duhân Sûresi
Emîn sözlükte “kendisine güvenilen, hıyanet etmeyen, sözünde duran, vefalı; başkalarından korkmayan kimse” anlamına gelir.
‘ibâda(A)llâh, Allah’ın museviyet mertebesinden ibadet eden gece yürüyenin çocukları olan dervişlik-dervişlerdir.
Kim bu mertebeye gelirse varlığında bulunan “ibâda(A)llâh” mertebesinde bulunan Alllah’a yapılan kulluğu nefsi emmare mertebesinden tasallutundan kendi tasarrufuna almak ister.
İbadet, bu mertebenin geçilmesi ile hakikat mertebesi itibari “ubudet” ismini alır. Bu mertebede kuldan fiili işleyen Hak olur. Marifet mertebesinde ise Hakk batında fiili işleyen ise kuldur.
Mûsâ (a.s.) kendinin museviyet mertebesinin güvenilen ve rabbine verdiği sözü tutan resülü olduğunu ifade etmektedir. (M.D.)
وَأَنْ لَّا تَعْلُوا عَلَى اللَّهِ إِنِّي آتِيكُم بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ {الدخان/19}
(44/19) “Ve-en lâ ta’lû ‘ala(A)llâh(i) innî âtîkum bisultânin mubîn(in)”
(44/19) “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.”
Câsiye Sûresi
150) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (18)