Hâżâ besâ-iru linnâsi ve huden ve rahmetun likavmin yûkinûn(e)
Bu Kur'an, insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur), kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir.
Bu (Kur'an) insanların kalb gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için de hidâyet ve rahmettir.
Câsiye Suresi 20. ayet, Kur'an'ın insanlar için bir basiret, hidayet ve rahmet olduğunu vurgular. Özellikle 'yakin' sahibi olanlar için bu özelliklerin daha belirgin olduğunu ifade eder. Ayet, Kur'an'ın yol gösterici ve aydınlatıcı niteliğini öne çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'basîret' kelimesini kalbin görme gücü, idrak ve anlayış olarak tanımlar. Ayetteki 'basâir' ise, kalpleri aydınlatan, hakikati gösteren açık deliller ve ibretler anlamına gelir. Kur'an, bu delillerle insanlara doğru yolu gösterir ve hakikati idrak etmelerini sağlar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'basâir' kelimesini 'beyyinât' (açık deliller, kanıtlar) olarak açıklar. Ona göre ayetteki 'basâir', Kur'an'ın insanlar için hakikati ortaya koyan, şüpheleri gideren ve doğruyu yanlıştan ayıran açık belgeler olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'basar' ve 'basîret' kavramlarının Kur'an'daki epistemolojik önemine dikkat çeker. 'Basîret', sadece fiziksel görme değil, aynı zamanda içgörü, idrak ve hakikati kavrama yeteneğidir. Ayetteki 'basâir', Kur'an'ın insanlara bu içgörüyü kazandıran, hakikati apaçık gösteren ve onları doğru bilgiye ulaştıran bir kaynak olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hüdâ' kelimesini 'lütuf ve ihsanla doğru yola iletmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'hüdâ', Kur'an'ın insanlara hem dünya hem de ahiret saadetini sağlayacak doğru yolu gösteren, onları sapkınlıktan koruyan ve hakikate ulaştıran bir rehber olduğunu belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hüdâ' kelimesini 'beyân' (açıklama, aydınlatma) ve 'irşâd' (doğru yola yöneltme) olarak açıklar. Ayetteki 'hüdâ', Kur'an'ın insanlara hakikati açıklayan, onları doğru inanç ve amellere yönlendiren bir kılavuz olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hüdâ' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. 'Hüdâ', sadece yol göstermek değil, aynı zamanda doğru yolu bulma ve o yolda sebat etme anlamlarını da içerir. Ayetteki 'hüdâ', Kur'an'ın insanlara sadece yolu göstermekle kalmayıp, aynı zamanda o yolda ilerlemeleri için gerekli olan bilgi ve motivasyonu da sağladığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rahmet' kelimesini 'kalbin acıma ve şefkat göstermesi' olarak tanımlar. Allah'a nispet edildiğinde ise 'ihsan ve lütuf' anlamına gelir. Ayetteki 'rahmet', Kur'an'ın insanlara Allah'ın sonsuz merhametinin bir yansıması olduğunu, onlara dünya ve ahirette kurtuluş ve esenlik getiren bir nimet olduğunu belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'rahmet' kelimesinin geniş anlam yelpazesine işaret eder. Ayetteki 'rahmet', Kur'an'ın insanlara getirdiği ilahi lütuf, bağışlama, kurtuluş ve her türlü hayrı kapsayan bir kavramdır. Özellikle inananlar için bu rahmetin daha belirgin olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'rahmet'in Allah'tan geldiğinde 'ihsan ve nimet' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'rahmet', Kur'an'ın Allah'ın insanlara bahşettiği en büyük nimetlerden biri olduğunu, onunla doğru yolu bulanların ilahi lütfa eriştiğini ve dünya ile ahirette huzur bulduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yakîn' kelimesini 'şüpheyi gideren ve kalbi tatmin eden kesin bilgi' olarak tanımlar. Ayetteki 'yûkinûn', Kur'an'ın basiret, hidayet ve rahmetinden ancak tam bir kesinlikle inanan, şüphe ve tereddütten arınmış kalplere sahip olanların faydalanabileceğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yakîn'in bilginin en üst derecesi olduğunu, zandan ve şüpheden uzak olduğunu belirtir. Ayetteki 'yûkinûn', Kur'an'ın mesajına sadece akıl yoluyla değil, aynı zamanda kalben de tam bir teslimiyetle inanan, bu inançlarında sarsılmaz bir kararlılığa sahip olan kimseleri ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'yakîn' kavramının Kur'an'daki önemini 'iman'ın en yüksek derecesi olarak açıklar. 'Yakîn', sadece bilgi değil, aynı zamanda bu bilginin getirdiği içsel huzur ve kesinliktir. Ayetteki 'yûkinûn', Kur'an'ın sunduğu hakikatlere tam bir güvenle bağlanan, bu hakikatlerin doğruluğundan zerre kadar şüphe duymayan ve bu sayede Kur'an'ın rehberliğinden en üst düzeyde istifade eden kişileri tanımlar.
Câsiye Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
152) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (20)