Veḣaleka(A)llâhu-ssemâvâti vel-arda bilhakki velituczâ kullu nefsin bimâ kesebet vehum lâ yuzlemûn(e)
Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez.
Duhân Sûresi
Âyet-i kerime yine rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
Sözlükte “kesmek; günah ve suç işlemek” anlamlarındaki cürm kökünden türemiş bir sıfat olan mücrim “ağır günah işleyen kişi” demektir. Ebü’l-Bekā el-Kefevî, genelde “günah” mânasına gelen çeşitli kavramları izah ederken cürmü “ağır günah” ve mücrimi “kâfir” diye açıklamıştır. [21]
Akıl Mûsa’sı hakikate ve hadi olan rabbine davet ettiği nefsi emmare Fir’avununun hayal ve ve vehim kuvvetlerinin bu Tevhid-i esmâ tebliği karşısında Mudill’lilerinin sapkınlıklarından dönmedikleri için bunların günahkar bir kavim olduğuna karar verip “kelimullah” olduğu için rabbine seslendi. Ve aşağıdaki cevabı aldı…
فَأَسْرِ بِعِبَادِي لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ {الدخان/23}
(44/23) “Fe-esri bi’ibâdî leylen innekum muttebe’ûn(e)”
(44/23) Allah buyurdu ki: "Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz.
Câsiye Sûresi
154) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (22)