İçeriğe atla
Muhammed 21Cüz 26 · Sayfa 509

Muhammed Sûresi 21. Âyet

محمد

Sohbete sor

Tâ'atun ve kavlun ma'rûf(un)(c) fe-iżâ ‘azeme-l-emru felev sadekû(A)llâhe lekâne ḣayran lehum

İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

Muhammed Sûresi

Bu işin başı itaattır, yani söyleneni yapmaktır. “kavlun ma’rûf” İtaat eden ancak rabbini ve nefsine arif olur. İşte 48/10 biat ayetinde;

(İnnellezîne yübayiuneke innemâ yübayiunellah yedullahi fevka eydîhim femen nekese fe innemâ yenküsü alâ nefsihî femen evfa bima ahede aleyhullahe feseyü’tihi ecran azîmâ)

48/10. “Şüphe yok, sana bîy'at edenler, muhakkak ki, Allah'a bîy'at ederler. Allah'ın eli, onların ellerinin üstün-dedir. Artık kim -ahdini- bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur ve her kim de Allah ile üzerine sözleşmede bulunduğu şeyi yerine getirirse ona da -Allah Teâlâ- büyük bir mükâfat verecektir.” İşte bu verilen ahde-söze bağlı kalmak kişi için daha iyi olur.

Hakikat-i İlâhiyye, Hakikat-i Muhammediyye ve Hakikat-i Abdiyye nin nasıl muhteşem bir birliktelik’te buluşmuş olduğu açık olarak görülmektedir. Zâten bütün bu âlemlerin aslı ve özü de bu üç mertebedir, onlar da, Ulûhiyyet, Risâlet ve Abdiyyet’tir.

İşte gerçek kemalât bu üç mertebeyi kişinin kendi varlığında cem etmesidir. Tabi i ki, maddî manâda değil irfan-î manâdadır.[66] “ İz- -T-B- ”