Żâlike bi-enne-lleżîne keferû-ttebe'û-lbâtile ve enne-lleżîne âmenû-ttebe'û-lhakka min rabbihim(c) keżâlike yadribu(A)llâhu linnâsi emśâlehum
Bu, inkar edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.
Muhammed Sûresi
Âyet ilk bölümü rububiyet mertebesindendir. İkinci bölümü ise sıfât mertebesindendir. Ahadiyet mertebesi Uluhiyet mertebesinin halinden haber vermesidir.
İnkar edenler nefsi emmarelerinin hayal ve vehimlerine tabii oldukları için Hakk yoldan sapıp batıla uymaktadır. İmân edenler rablerinden yani “Hadi” yönünden gelen hakikate tabii olmuşlardır. Bu “Mudill” ve “Hadi” esmâsısnın mazharı ve örneğini Allah c.c. insanlara darb-ı mesel vermesidir. (Murat Derûni)
Darb-ı mesel sözcüğünün Arapça kökenli olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı eskiden atasözü yerine darbımesel daha çok kullanılırdı. Tabi yine de atasözü yerine darbımesel demeyi tercih eden kişilerde halen bulunmaktadır.[39]