İn yes-elkumûhâ feyuhfikum tebḣalû ve yuḣric adġânekum
Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı.
Eğer sizden onların tamamını isteyip de sizi zorlasaydı cimrilik ederdiniz. Bu da sizin bütün kinlerinizi ortaya çıkarırdı.
Bu ayet, Allah'ın insanlardan bir şeyi istemesi durumunda ortaya çıkabilecek olumsuz insani tepkileri, özellikle cimrilik ve kin gibi duyguların açığa çıkışını dilbilimsel olarak ele almaktadır. Kelimelerin kök anlamları, bu duyguların derinliğini ve sonuçlarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Se'l (سأل) kelimesi, bir şeyin elde edilmesi için yapılan talep veya sorgulama anlamına gelir. Ayetteki 'yes'elkumuha' ifadesi, Allah'ın insanlardan bir şeyi istemesi durumunu, yani bir tür imtihan veya yükümlülük talebini ifade eder. Bu, sadece bilgi edinme değil, aynı zamanda bir eylem veya fedakarlık beklentisini de içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 's-e-l' kökü, genellikle bir şeyin istenmesi, sorulması veya talep edilmesi anlamında kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın insanlardan belirli bir fedakarlık veya itaati talep etmesi durumunu, yani ilahi bir beklentiyi dile getirir. Bu talep, insanın içsel tepkilerini ortaya çıkarmaya yöneliktir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Haff (حفّ) kelimesi, bir şeyi kuşatmak, etrafını sarmak veya bir konuda ısrarcı olmak anlamlarına gelir. 'Feyuhfikum' ifadesi, Allah'ın talebinde ısrarcı olması, sizi sıkıştırması ve zorlaması durumunu anlatır. Bu, talebin ciddiyetini ve kaçınılmazlığını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Haff (حفّ) kökü, bir şeyi çevrelemek, kuşatmak ve bir konuda aşırıya gitmek anlamında mecazi olarak kullanılır. Ayetteki 'feyuhfikum', Allah'ın talebinde ısrarcı olması, sizi o konuda sıkıştırması ve zorlaması, yani talebi sürekli gündemde tutması ve kaçış yolu bırakmaması anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Buhl (بخل), bir şeyi vermekten veya harcamaktan kaçınmak, cimrilik etmek demektir. Ayetteki 'tebhalu' ifadesi, Allah'ın talebine karşılık vermekten, istenen şeyi (mal, zaman, çaba vb.) vermekten imtina etme durumunu, yani insanın bencilliğini ve fedakarlıktan kaçınmasını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Buhl kavramı, Kur'an'da genellikle malın Allah yolunda harcanmasından kaçınma, yani bencillik ve dünya sevgisinin bir tezahürü olarak ele alınır. Bu ayette, Allah'ın ısrarlı talebi karşısında insanın göstereceği cimrilik, onun manevi zayıflığını ve Allah'a karşı sorumluluktan kaçınma eğilimini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Hurûc (خروج), bir yerden dışarı çıkmak veya bir şeyi dışarı çıkarmak anlamına gelir. 'Yuhric' fiili, gizli olan bir şeyi, yani kalplerde saklı olan kin ve düşmanlık gibi duyguları açığa çıkarmak, görünür hale getirmek anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın imtihanının bir sonucu olarak içsel durumun ifşa edilmesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Haraca (خرج) fiili, bir şeyin içinden dışarı çıkması veya çıkarılması anlamındadır. Ayetteki 'yuhric', Allah'ın talebi ve ısrarı sonucunda, insanların kalplerinde gizli olan 'adğân'ın (kinlerin) dışarı vurulması, yani açığa çıkması ve görünür hale gelmesi anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Dağn (ضغن), kalpte gizlenen kin, düşmanlık ve nefret anlamına gelir. 'Adğânakum' ifadesi, insanların kalplerinde sakladıkları, dışarıya vurmadıkları gizli kin ve düşmanlıkları ifade eder. Ayette, Allah'ın talebi karşısında gösterilen cimriliğin, bu gizli kinleri ortaya çıkaracağı belirtilir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Dağn (ضغن), kalpteki gizli düşmanlık ve kin demektir. Bu, genellikle bir kişiye karşı beslenen kötü niyetli duyguları ifade eder. Ayetteki 'adğânakum', Allah'ın talebi karşısında insanların cimrilik etmesiyle birlikte, kalplerinde saklı olan bu tür olumsuz duyguların da açığa çıkacağını, yani imtihanın bu gizli halleri ifşa edeceğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Adğân (أضغان), 'dağn' kelimesinin çoğulu olup, kalpteki gizli kin, düşmanlık ve hınç anlamlarına gelir. Bu ayette, Allah'ın bir talepte bulunması ve bu talepte ısrarcı olması durumunda, insanların cimrilik etmesinin yanı sıra, içlerinde sakladıkları bu olumsuz duyguların da gün yüzüne çıkacağı, yani imtihanın bir nevi kalpleri temizleme veya ifşa etme işlevi gördüğü belirtilir.
Muhammed Sûresi
Âyet ef’al mertebesi âyetlerindendir.
Kişinin zâhiri olarak vermesi gereken islâm hukukuna göre 40/1 olarak bildirilmiştir. Bundan ötesi ise kişinin gönlü ve idrakine kalmıştır. Zaten bunun ötesine zorlansanız cimrilik edip vermezdiniz deniyor. (Murat Derûni)