Velev kâtelekumu-lleżîne keferû levellevû-l-edbâra śümme lâ yecidûne veliyyen velâ nasîrâ(n)
İnkar edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi.
Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.
Fetih Suresi 22. ayet, inkar edenlerin müminlerle savaşmaları durumunda karşılaşacakları yenilgiyi ve desteksiz kalışlarını vurgulamaktadır. Ayet, 'savaşmak', 'yüz çevirmek', 'dost' ve 'yardımcı' gibi temel kavramlar üzerinden, Allah'ın müminlere olan yardımını ve düşmanlarına karşı üstünlüğünü dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Katl (قتل) kelimesi, bir canı bedenden ayırmak anlamına gelir. Müfâ'ale (قاتل) babından geldiğinde ise karşılıklı savaşma, mücadele etme anlamını taşır. Ayetteki 'قَاتَلَكُمُ' ifadesi, inkar edenlerin müminlere karşı fiili bir savaş eylemine girişmelerini, onlarla çarpışmalarını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Katl (قتل) kelimesi, mecazi olarak bir şeyi yok etmek, ortadan kaldırmak anlamında da kullanılır. Ancak bu ayette 'قَاتَلَكُمُ' fiili, doğrudan fiziksel bir çatışmayı, savaşmayı ve düşmanlık beslemeyi anlatır. İnkar edenlerin müminlere karşı düşmanca bir eylemde bulunma niyetini ve fiiliyatını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kefr (كفر) kelimesi, bir şeyi örtmek anlamına gelir. Şer'i anlamda ise Allah'ın birliğini, peygamberlerini ve indirdiği hakikatleri örtmek, yani inkar etmek demektir. Ayetteki 'كَفَرُوا۟' ifadesi, Allah'ın varlığını ve birliğini, Hz. Muhammed'in peygamberliğini ve İslam'ın hakikatini reddeden, bu gerçekleri örten kimseleri ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kafir (كافر) kavramı, Kur'an'da sadece bir inançsızlığı değil, aynı zamanda Allah'ın lütuflarına karşı nankörlüğü ve gerçeği bilerek reddetmeyi de ifade eder. Ayetteki 'كَفَرُوا۟' kelimesi, müminlere karşı savaşmaya kalkışanların, sadece inançsız olmakla kalmayıp, aynı zamanda Allah'ın ayetlerini ve peygamberini reddetme eylemini de gerçekleştirdiklerini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Vely (ولي) kelimesi, bir şeye yakın olmak, peşinden gelmek anlamındadır. 'Tevellev' (تولوا) fiili ise bir şeyden yüz çevirmek, arkasını dönmek, kaçmak anlamına gelir. Ayetteki 'لَوَلَّوُا۟' ifadesi, inkar edenlerin savaşta yenilgiye uğrayarak kaçacaklarını, cepheden yüz çevirip arkalarını dönerek geri çekileceklerini kesin bir dille belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Vely (ولي) kökünden türeyen 'tevellâ' (تولى) fiili, bir işten yüz çevirmek, bir yerden ayrılmak anlamında kullanılır. Ayetteki 'لَوَلَّوُا۟ ٱلْأَدْبَـٰرَ' (arkalarını döneceklerdi) ifadesi, inkar edenlerin savaş meydanından kaçışını, bozguna uğrayıp geri çekilmelerini tasvir eder. Bu, onların müminlere karşı koyamayacaklarının bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Velî (ولي) kelimesi, bir şeye yakın olan, dost olan, işini üstlenen, yardım eden anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında 'velî', kullarının işlerini üstlenen, onlara yardım eden demektir. Ayetteki 'وَلِيًّا' ifadesi, inkar edenlerin savaşta yenildiklerinde kendilerine destek olacak, onları koruyacak ve işlerini üstlenecek hiçbir dost bulamayacaklarını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Velî (ولي), hem seven hem de sevilen, hem yardım eden hem de yardım edilen anlamlarını barındırır. Aynı zamanda bir işin sorumluluğunu üstlenen kişi için de kullanılır. Ayetteki 'وَلِيًّا' kelimesi, inkar edenlerin savaşta yalnız kalacaklarını, kendilerine arka çıkacak, destek olacak ve onları himaye edecek hiçbir kimseyi bulamayacaklarını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Nasr (نصر) kelimesi, birine yardım etmek, destek olmak, düşmanına karşı ona güç vermek anlamına gelir. Nasîr (نصير) ise çokça yardım eden, sürekli destek olan demektir. Ayetteki 'نَصِيرًا' ifadesi, inkar edenlerin savaşta yenilgiye uğradıklarında, kendilerine yardım edecek, onları düşmanlarına karşı destekleyecek hiçbir kimseyi bulamayacaklarını kesin bir şekilde belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nasr (نصر) fiili, birine düşmanına karşı galip gelmesi için yardım etmek anlamındadır. Nasîr (نصير) kelimesi ise bu yardımı sağlayan kişiyi ifade eder. Ayette 'وَلَا نَصِيرًا' denilmesi, inkar edenlerin sadece dostsuz kalmayacaklarını, aynı zamanda kendilerine fiili olarak yardım edip onları zafere ulaştıracak hiçbir destekçiye de sahip olamayacaklarını vurgular.
Feth Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
48/22.” Ve eğer o kâfir olanlar, sizinle savaşta
bulunacak olsalar idi elbette arkalarına döneceklerdi, sonra ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulamazlardı.”